Haftanın Anketi
  • "Özür diliyorum" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Gereksiz ve yersiz
  • Önemli ve yerinde
Piyasalar
$Usd Alış : 1.5156
$Usd Satış : 1.5229
£Euro Alış: : 2.0295
£Euro Satış: : 2.0393
Gazete 1. Sayfaları
Medya
12-11-2008 22:01

Başbakanlık Basın Merkezi’nin, Başbakan Erdoğan’ı izleyen 7 gazetecinin akreditasyonunu yenilememesini ve uygulamanın gerekçesinin açıklanmamasını NTVMSNBC’ye yorumlayan basın meslek kuruluşları temsilcileri, yasağın vahim bir durum olduğunu, kendilerine partili ya da yandaş aradıklarını, Başbakanlık Basın Merkezi’nin basın kurumlarının verdiği isimler üzerinde seçim yapma, bazılarına yasak koyma hakkına sahip olmadığını ve yasağın özünde halkın haber alma özgürlüğüne karşı olduğunu söyledi.

 

BU KADAR KAPSAMLI BİR YASAK OLMAMIŞTI

 

Orhan Erinç, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı

 

İfade özgürlüğüyle, demokrasiyle, halkın bilgi alma hakkıyla bağdaştırılamayan bir yasak. Askeri yönetim dönemlerinde, gazetecilere kızan yönetimlerin benzer yöntemler uyguladığını biliyoruz ama o dönemlerde çok seslilikten ya da demokrasiden söz edilmiyordu. Ayrıca bu kadar kapsamlı bir yasak da değildi. Çok seslilikten bahsedilen bir dönemde, hoşlanılmayan haberlerden duyulan rahatsızlık gazetecilerin mesleklerini yapmaktan alıkoyuyorsa burada çok tehlikeli bir durum var demektir.

 

BUNUN ADI ELEŞTİRİYE TAHAMMÜLSÜZLÜK DEĞİL

 

Bu eleştiriye tahammülsüzlük değil çünkü yasak getirilen arkadaşlar muhabir. Görevleri, olayları yansıtmak, haberleştirmek... Yorumlamak değil. O bakımdan haberlerin verilmesinin istenmediğini söyleyebiliriz. Haberlerin niçin yapıldığı sorgulanıyor. Muhabirlerin görevi haber yapmak...

 

İKİ DURUM DA VAHİM

 

Bu yasaktan Başbakan Tayyip Erdoğan’ın haberinin olmaması da vahim bir durum, Başbakan’a sorulmuş ve onun da onayı alınmışsa bu da vahim bir durum.

 

YASADIŞI BİR UYGULAMA

 

Ahmet Abakay, Çağdaş Gazeteciler Derneği Başkanı

 

Başbakanlık Basın Merkezi, Başbakan Erdoğan’ı izleyen gazetecilerin bir kısmına yasak getirerek, yasadışı ve hukuk dışı bir uygulamaya imza atmıştır. Eğer bu kararı Sayın Başbakan’ın kendisi verdiyse ya da onun dışında basın danışmanı bu uygulamaya gittiyse, bu kararı tekrar yürürlükten kaldırarak basından özür dilemelidir.

 

KİŞİSEL YA DA POLİTİK TERCİHLERE YER OLAMAZ

 

Başbakanı izleme konusunda medya kuruluşu, gazete, televizyon veya ajans, hangi muhabirini görevlendirmişse, Başbakanlık o gazeteciye görevini yerine getirmesi için her kolaylığı sağlamakla hükümlüdür. Basın kurumlarının verdiği isimler üzerinde seçim yapma, bazılarına yasak koyma hakkına sahip değillerdir. Bu olayda evrensel gazetecilik hükümleri geçerlidir. Kişisel ya da politik tercihlere yer olamaz.

 

KENDİLERİNE YANDAŞ ARIYORLAR

 

Öyle anlaşılıyor ki Başbakanlık’ta bu işlere karar verenler gazeteci değil. Kendilerine partili ya da yandaş arıyorlar. Başbakan’ın da, Başbakanlık Basın Merkezi’ndeki kişilerin de görevini yapan gazeteciler, yayıncılar için kara liste hazırlaması yüz kızartıcı bir şey. Bu yoldan dönmek onların yararına olur. Bu yasak özünde habere, halkın haber alma özgürlüğüne bir yasaktır. Bu karara imza atanların Başbakanlık’ta, devletin yasal kuruluşunda görev yaptıklarını unutup kendilerini cemaat tekkelerinde görev yapıyor sanmaları sadece hata değil suçtur.

 

KENDİ VERDİĞİ KARTI TANIMIYOR

 

Nasıl olsa yapılan unutuluyor diye giderek pervasızlaştılar. Bu karar yasadışı bir karardır, suçtur. Başbakanlık, basın kartı veriyor ve kendi verdiği kartı tanımıyor olacak şey değil.

 

BÖYLE İLKELLİK İLK DEFA GÖRÜYORUM

 

Otuz yedi yıldır gazetecilik yapıyorum böyle, ‘gazetecileri seçme’ şeklinde bir örnek hatırlamıyorum. Kurum hangi gazeteciyi verdiyse o görev yapmalı, gazeteci seçilemez, seçilmemeli. Böylesine ilkel bir şey ilk defa görüyorum.

 

KİMİN GÖREV YAPACAĞINI KURUM BELİRLER

 

Göksel Bozkurt, Parlamento Muhabirleri Derneği Başkanı
Türk Siyasi Tarihi’nde benim anımsadığım böyle bir yasaklama yok. Anladığım kadarıyla yapılan haberler Sayın Başbakan’ı rahatsız etmiş. Başbakanlık Basın Merkezi de o nedenle böyle bir karar almış. Tabii ki doğru bulmuyoruz. Kimin görev yapacağını kurumlar belirler. Sarı Basın Kartı taşıyan gazeteciler siyasileri her yerde izleyebilmelidir.

 

HOŞGÖRÜ EKSİKLİĞİ

 

Başbakan’ın bu karardan haberi var mı bilmiyorum ama bunun çok da bir önemi yok. Sonuçta bu bir yasak, bir sansür. Sayın Erdoğan’ın demokratik hoşgörü eksikliğini zaman zaman gördük. Eleştiriye tahammül etme konusunda daha da katılaştığını söyleyebiliriz. Bu da somut bir yansıması olarak değerlendirilebilir.

 

DARBEDEN SONRA BİLE OLMAMIŞTI

 

Batı’da basın özgürlüğü geniş bir kavram. Basın özgürlüğü, medya kuruluşları, dernekler, cemiyetler tarafından belirleniyor. Etik tartışmasından, gazeteciliğin evrensel kurallarına kadar her şey tartışılıyor ve bu çerçevede hayata geçiyor. Benim bildiğim gazeteciye böyle engeller koyan örnekler çok yok. Savaş bölgelerinde olağanüstü durumlarda olur böyle şeyler. Mesela 12 Eylül döneminde darbeden sonra gazeteciler TBMM’de görev yapmıştı, orada bile böyle engellenme, sansürcü anlayış olmamıştı.

 

ntvmsnbc

 



Bu Haber 2065 kez Okunmuş
Yorumlar Toplam 0 Yorum Yapılmış
Bu Haber İçin Henüz Yorum Yapılmamış
Link Bankası