Haftanın Anketi
  • "Özür diliyorum" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Gereksiz ve yersiz
  • Önemli ve yerinde
Çok Okunan Yazılar
    Piyasalar
    $Usd Alış : 1.5465
    $Usd Satış : 1.5540
    £Euro Alış: : 2.1169
    £Euro Satış: : 2.1271
    Gazete 1. Sayfaları
    Ahmet N. Güvener
    08.09.2008

    Ahmet Hakan ile ilgili düşüncelerim malum. 1990’ların başlarında ortaya çıkan ve pıtrak gibi her yere yayılan “radikal eskisi-çakma ve köylü liberal” bir grubun ne kadar düşük özelliği varsa bünyesinde teksif etmiş bu şahsı, diğer türdeşleri gibi küçük gördüğümü defalarca yazdım, söyledim.

    Ahmet Hakan, bu az okumuş-çok satmış köylü grubun nümune-i timsalidir. Bu özelliği ile bir tip’tir yani. Bunlardan birisi zaman-ı evvelinde bana, bir önceki akşam gittiği caz konserini anlatıyordu. Üniversiteye kayıt için verdiği resimdeki o el örgüsü yün kazağı, saçlarını yana yatırışını ve güllü gömleğine taktığı lacivert kravatı düşündüm. Bu henüz şehirli çocukta aslında ortaya çıkan, 3-4 yıl öncesine kadar Şehitler Kervanından ezberlemeye çalıştığı İran Marşı ile, onay ve takdir bekleyen bir övüngeçlikle bahsettiği şu caz konseri arasındaki uçurumdu; ve aslında bu uçurum, bu tip adamlardaki hızlı dönüşümün mayası idi. Ha unutmadan, o caz konserine elbette para verip bilet alarak değil, bedavaya edinilmiş bir davetiye ile gitmişti oğlanımız. “Bedava sirke, baldan tatlıdır” diyen bir milletin efendisi olan köylülerden bir çocuğun, caz konserine para ile gitmesini beklemiyordunuz herhalde.

    Uzatmayalım. Ahmet Hakan da o zamanların adamıdır ve uzun yıllarını Kanal 7’de geçirmiştir. Hem de o dönemler, kanalın kuruluşunun yaşandığı bir süreç. Hani Ahmet Hakan’ın sık sık, sanki hücre evi örgütlemiş illegal devrim lideri imiş de sonradan dönüşmüş edaları takınarak anlattığı yıllar. Evet, o yılların karanlık bir tarafı olduğu kesin. Fakat bu karanlık, yapılan işlerin tehlikesi bakımından değil, verilmeyen hesaplar yüzündendir.  O dönemde nelerin olup bittiği ile ilgili hiç kimseler apaçık bir söz söylemez. Fakat dedikodular alıp yürümüştür.

    Günlerdir Doğan Grubu’nun yayın organları Deniz Feneri ile ilgili aleyhte yayın yapıp duruyorlar. Ve bunun için ta Almanyalara kadar gidip, dava dosyasını didik didik edip Tayyip Erdoğan aleyhine malzemeler arıyorlar. Halbuki o dönemleri en iyi bilen, hangi dolapların döndüğünden haberdar olan ve belki de o dolapların bizzat tanığı olan kişi yanıbaşlarında. Deniz Feneri’nde neler olup bittiğini en iyi bilecek kişi, Hürriyet’in yeni kalemşörü ve Tayyip Erdoğan’ın tabiri ile Doğan’ın muhtedi silahşörü Ahmet Hakan Coşkun’dur.

    Ahmet Hakan neden susuyor? Ahmet Hakan neden topa girmiyor? Tayyip Erdoğan’a ve Ak Parti’ye karşı dindirilmez bir hınç duyan Ahmet Hakan’ın, bu kadar velut ve bereketli bir konuda kalem oynatmaması dikkatinizi çekmiyor mu? Geçmiş günlerinde bulduğu en ufak bir detayı bile pazarlamaktan imtina etmeyen, eski günlerden kalma ufacık bir bilgi kırıntısından dahi medet uman Ahmet Hakan’ın, Deniz Feneri’nde olduğu söylenen yolsuzlukla ilgili ağzından tek kelime çıkmamasının esbâb-ı mucibesi nedir acaba?

    Bu konuya devam edeceğim ama, sorumu yinelemeden edemiyorum: Ahmet Hakan, Deniz Feneri üzerindeki bu kuşkularla ilgili neden konuşmuyor? Benim bile kulağıma gelen bir sürü söylenti varken, onun bu hadiselerin ta ortasında olan bir kişi olarak anlatacak bir sürü şeyi olmalı. Oysa Ahmet Hakan susuyor ve alakasız yerlerden tartışmaya dahil oluyor. Eğer bu hadiseler oldu ise, çıkıp oldu desin. Yok olmadıysa, bıraksın Erdoğan’a ve Arınç’a tıslamayı da, patronu Doğan’a dönüp, “Hayır, bunların hiçbirisi vaki değildir” desin. Oğuz Atay’dan ve İsmet Özel’den apartılmış satırlarda ve mısralarda erkeklil yapmak kolay. Buyursun, erkekliği burada yapsın. Yapabilir mi? Asla.

    Ez-cümle, bu suskunluk, kuşkulu bir suskunluktur. O dönem bu çevrelerde bulunan insanların mal varlıkları araştırılsa, acaba ortaya neler çıkar.

    Ha bir de şu Uğur Aslan’ımız var değil mi? Onu da bir sonraki yazıya…

     



    Bu Yazı 3228 Kez Okunmuş
    Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
    Link Bankası