Haftanın Anketi
  • "Özür diliyorum" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Gereksiz ve yersiz
  • Önemli ve yerinde
Çok Okunan Yazılar
    Piyasalar
    $Usd Alış : 1.5465
    $Usd Satış : 1.5540
    £Euro Alış: : 2.1169
    £Euro Satış: : 2.1271
    Gazete 1. Sayfaları
    Ahmet N. Güvener
    17.11.2008

    Kimsenin zevkine ve tercihine müdahale edecek değilim. Benim yapabileceğim ancak, kendi tercihlerimi ve gerekiyorsa gerekçelerini açıklamaktır.

     

    Kendimi bildim bileli okurum. Hayatımın ekseninde yer alan faaliyetlerden başlıcası budur. Okumayı önemseyen bir insan olarak, her yazılanı kolayca beğendiğimi söyleyemem. Hele bazılarının yazdıklarını okumaya hiç tahammülüm yoktur. Okumaya tahammül edemediklerimden birisi de, Vakit gazetesinin sansasyonel yazarı Abdurrahman Dilipak’tır.

     

    Eskiden de pek tutmazdım yazdıklarını. Şu çok şöhretli olduğu dönemleri kastediyorum. Şehir şehir gezip konferanslar verir, kendisini dinlemeye gelen dindar çocukları sorduğu sorularla bozar, cehaletlerini ortaya çıkarırdı. Okumanın ve bilgilenmenin öneminden bahsederdi büyük bir düşünür edasıyla. Bir kez, o da bir arkadaşımın aşırı ısrarıyla gittim dinlemeye Dilipak’ı. Açıkçası rahatsız oldum tavırlarından. En önde oturan çocuğa bir soru yöneltmesi, cevap alamayınca da takındığı müstehzi edâ canımı sıkmıştı. Kitaplarının özensizliği, yalap şalap kaleme alındığı her halinden belli olan zayıflığı ortada iken, seni dinlemeye gelen gariban bir esnafı paylamanın ne alemi vardır ki?

     

    Uzatmaya lüzûm yok. Dediğim gibi Dilipak’ı ve yazdıklarını hiç takip etmedim. Arada bir, o da denk gelirse okudum. Televizyonlarda çıkıp anlattığı pek şirin hikayeler de ilgimi çekmedi. Hele de beyefendinin, Toktamış-Şanar kombinezonlu açılım tulûatlarına hiç gönül düşürmedim.

     

    Fakat geçenlerde bir internet sitesinde, baktım ki Dilipak’ın bir yazısı patlamış. Üzmez’i eleştirenleri ensest ilişki kurmakla, lolitacı ve grup seksçi olmakla suçluyor. Ne ayıp şey! Bu mudur nezih üslup! Geçelim. Dilipak’ın yazısını okuyunca, merak edip diğer yazılarına da baktım. Aman Allahım! O kadar kötü yazıları nasıl yazabilir bir köşe yazarı? Ağzım açık kaldı. Dilipak, 10-15 yıl önceki halinin bile gerisine düşmüş.

     

    Dedim ya, Dilipak’ın yazıları beni şaşkınlıktan şaşkınlığa düşürdü. Ne imlâ, ne mantık ne de yaratıcılık kalmış beyefendide. Ve daha acısı, hâlâ yazmayı sürdürüyor. Meselâ bir yazısında hatıralarını yazmaya başladığını söylüyor. Bilgisayar ekranı karşısında dudaklarımdan şu sözler döküldü ister istemez: “Bu Türkçe ile mi? Yapma be adam! Acı Türk okurlarına”

     

    Yazılarını (zorlana zorlana da olsa) okurken dikkat ettiğim kadarıyla Dilipak büyük bir karmaşayı okurların zihnine boca ediyor. Hepsi birbirinin benzeri yazılarında tam olarak ne anlatılmak istendiği, asıl konunun ne olduğu, hangi iddianın ispat edilmek istendiği meçhul. Her yazısında birkaç defa, “Yahu ne diyorsan de artık be birader!” demekten kendimi alamadım. Genelkurmaydan rüşvete, tasavvuftan CHP’ye, ekonomiden politikaya aynı paragraf içinde girip çıkabilmek kolay değil, ama anlamlı da değil. Hele de, amaçsız bir anlatım söz konusu ise.

     

    “Bu ne huşunet!” diyenler ve “Herif de Dilipak’a sardırmış!” diye söylenenler için işte size tipik bir Dilipak yazısı:

     

    TSK parti olsaydı “odak olmak”tan çoktan kapatılmıştı..

    Partiler demokrasilerde TSK`dan daha önemli kurumlar değildir..

    Eğer “Milli Hakimiyetten” ve “Parlamenter Demokrasi” diye bir şeyden söz ediyorsanız, bunun tecelligâhı olan parlamentonun oluşması için seçimler, partiler arasında yapılır..

    Onun için Siyasi Partiler, Parlamenter demokrasinin ruhudur..

    TSK, parlamentonun oluşturduğu yürütmenin içindeki idari bir birimdir sadece..

    Mesela hukuk devletinin amacı ile ilgilidir ama yargı, hukuku gerçekleştirmek için yasa yapan kurumun icra makamı olarak yürütmeyle birlikte üçlü sistemin içinde yer alır..”

     

    Bakın yukarıda alıntılanan parça, Dilipak’ın “TSK parti olsaydı” başlığıyla 27 Ekim’de yayımladığı yazının giriş kısmı. Noktasına virgülüne dokunmadan alıp koyduğum bu yazıyı da tesadüfen seçtim. Alıntılanan parçadaki ikinci cümleye bakın. Dilipak’a göre, “Partiler demokrasilerde TSK’dan daha önemli kurumlar değildir.” Öncelikle bu cümle yanlış. Eğer ironi yapmak istediyse yazar, en azından ünlem işareti koysaydı cümlenin sonuna. Partiler nasıl demokrasilerde TSK’dan daha önemli olmaz? Böyle bir cümle kurulabilir mi? Bu cümlenin yanlışlığının bir başka sebebi daha var. Partiler ve demokrasiler diyorsanız, bir genelleme yapıyorsunuz demektir. Oysa TSK kısaltması, yalnızca Türk Silahlı Kuvvetleri için kullanılır. O cümle şöyle kurulmalıdır: “Demokratik düzenlerde, partiler silahlı kuvvetlerden daha önemli kurumlardır.” Ya da: “Anayasal olarak demokratik düzene sahip olduğu iddia edilen Türkiye’de, siyasi partiler TSK’dan daha önemli kurumlar olmak zorundadır.”

     

    ‘Bir cümleyi cımbızlayıp onun üzerinden bir yazarı kesip biçmek’le suçlanıyorsam eğer belirteyim ki, Dilipak’ın hemen her yazısı bu tür çürük ve yanlış cümlelerle malûl. Okumayı bıraktığı, Türkçe yazmanın zorunlu kıldığı imla bilgisini epeydir boşladığı anlaşılan Dilipak, keşke oturup yazı usulüyle ilgili en temel kuralları tekrar kıraat ve talim eylese.

     

    Değinmeden geçmeyeyim; Dilipak bir de, muhteşem bir Saadet ve Numan Kurtulmuş analizi yazmış. Yazıyı okuyunca görüyorsunuz ki Dilipak, “Hiçbir şey söylemeden nasıl Numan Kurtulmuş’a yaramayacak bir yazı yazabilirim?” derdinde. Ve bu yazıdan anlıyoruz ki, Dilipak yazılı ve görsel basını da iyi takip etmiyor. Bakın ne demiş yazar:

     

    “Nasıl bir gündem oluşturulacak, ya da gündem nasıl yakalanacak?.. Bunu kendi mediası ile yapamaz.. Dışa açılması, sesini kitlelere duyurması gerek. Onun için yeni mecralar gerek. Suçlayıcı bir dil değil, iletişim kurmayı hedefleyen yeni bir dil kullanılması gerek..”

     

    İyi de sayın Dilipak, Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi genel başkanlığına aday olduğu 18 Ekim’den bu yana çıkmadığı televizyon, röportaj vermediği gazete mi kaldı Allahaşkına! Yirmi günlük süre zarfında Numan Kurtulmuş ve Saadet Partisi’nin yeni dönemi hakkında Türk basınında 1.000’e yakın yazı yayımlandı. Pek çok ulusal ve yerel televizyonda konuşmalar yaptı. Hangi Türk medya figürünün grup seks partilerine katıldığı, kimlerin ensest ilişkiler kurduğu gibi önemli bilgileri içeren yazılar yazmaktan sanırım takibe fırsat bulamadınız. Ama keşke kafanızı şöyle bir kaldırıp baksanız.

     

    Bir de, şu “suçlayıcı olmayan ve iletişimi hedefleyen dil” tavsiyeniz çok güzel doğrusu. Henüz bir hafta önce yazdıkları ile, taraflı tarafsız herkesin suratını ekşitmesine yol açan o, “pornocu, grup seksçi, lolitacı, ensestçi” tabirlerini kullanan bir kimse olarak Numan Kurtulmuş’a verdiğiniz tavsiyeler için SP’liler ne kadar şükran duysalar azdır.

     

    Ama Dilipak SP hakkında yorumlar yaparken aralara bazı kuşkular da serpmeyi ihmal etmemiş. Şöyle diyor mesela: “Eğer derin güçler, bir şekilde AK Parti`yi köşeye sıkıştıracak olursa, herhalde hiç biri SP`ye bu durumda daha anlayışlı davranmayacak.” Yani demeye getiriyor ki Dilipak, “AKP’ye acımayan, SP’ye hiç acımaz.”

     

    Dilipak’ın bu son analizindeki dil ve ifade hatalarına hiç girmiyorum bile. Yazı zaten fazlasıyla uzadı. Ancak Dilipak’a buradan bir çağrıda bulunuyorum: “Lütfen oturup Türkçe yazmanın kuralları ile ilgili bilginizi tazeleyin. Gerekiyorsa bir hoca eşliğinde çalışın. Ama siyasî kestirimler ve analizler konusunda yapılacak bir şey yok. Ya da şöyle diyeyim: Sayın Dilipak, lütfen yazılarınızı siz yazdıktan sonra bir üniversite talebesine okutun. O düzelttikten sonra yayımlansın”

     



    Bu Yazı 2480 Kez Okunmuş
    Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    furkan_kutluyol / 19-11-2008 20:16
    selam ile
    Bir vakit abonesi olarak abdurahman dilipakın yazılarından pek etkilenmem ve hiçte okumam.selahaddin çakırgil,hasan karakaya,serdar arseven,ahmet varol favori listemdir.yazar ahmet bey turkçesiyle birlikte abdurahman beyin hep aynı şeyler yazdıklarınında altını çizmiş.Evet katılıyorum.sp konusuna gelincede yorumcu arkadaşlara;Din bizim için herşeyden ustundur...kişiler değişir ideoloji ve dava asla...Kimse Bizden diğerlerine benzemeyi beklemesin...çünkü hiç değişmeden onurlu ve cesur bir duruşa sahip olabilmenin adıdır MİLLİGÖRÜŞ...Muhabbetle

    Feyzullah Aydoğan / 19-11-2008 12:45
    Değişimmi?
    Yorumcu kardeşlerim ikide bir değişim der tutturursunuz! Allah aşkına derdiniz nedir sizin? Milli Görüştür aslolan diğer unsurlar değişkendir. Değişen ekip iktidardadır zaten canı isteyen değişim diyor. buyrun ortaya koyun değişimi. Dünya döner İnsanlar yaşar ve ölür, fikirler doğar ve hayata ya geçer ya geçmez ama Milli Görüş değiştirilemez, çünkü inançtır, asıldır ve de hak batıl mücadelesidir. Gerisi taktik ve teferruattır vesselam.

    Feyzullah Aydoğan / 19-11-2008 12:21
    Niyet
    Kastımız her iki yazaradır, lütfen iyi niyetli olun; değilseniz Allah`a hesap veremezsiniz! Beceri her yiğidin harcı değildir. Lakin yanlışta ısrar vahimdir.

    Edip Kesen / 19-11-2008 10:57
    Saadet`te değişen sadece başkan mı olmalıydı?
    SP kongresinden Kurtulmuş,Genel Başkan olarak çıktı diye büyük bir beklenti oluştu. Oysa değişen sadece başkandı ve belki de bir iki GİK üyesi. Bu sınırlı değişimle Saadet`e nasıl yeni bir söylem, dil kazandırılacak doğrusu merak ediyorum. Kurtulmuş`un yakın ekibi kimlerden oluşacak bu çok açık bilinmeli değil midir? İhtiyar heyetine saygımız var ama partide dominant/hakim dili onlar oluşturacaksa, eski hamamın tası değişmekle ne olabilir ki? Biraz da bu konuya değinseniz diyorum fena olmaz? Ne dersini?

    adilhoca / 18-11-2008 23:24
    sen bir de...
    sen bir de...milli gazete yazarı mevlüt özcan bak. mesela mezkur şahsın bir kitabı var din görevlileri için başvuru kitabı olması için 30. küsur baskı yapmış ama hala 1.baskıdaki imla hatalarını muhafaza ediyor bu çapsızları kim başımıza musallat etti?

    orhan / 18-11-2008 19:37
    Rantisiye
    Ahmet bey neyi eleştirdiğini göstermiş.Ben başka bi şey diyeyim: yazarın Saadeti eleştirdiği bazı yazılarına çok kızmıştım.Ama bu yazısı çok iyi geldi.Dilipak\`ın dilini ve mantığını eleştirmiş.Numan Kurtulmuşla ilgili yazısına sadece değinmiş. Ne yani, bir kadına grup seksçi, pornocu ve ensestçi demek mi İslami tavır? Hadi canım sen de!

    kardeşiniz / 18-11-2008 18:45
    rantisi kardeşim
    Rantisi kardeşim. Sayın güveneri bayadır takip ediyorum ve SP ile ilgili eleştiri yazılarını okduğumda da beğenmiştim. TV5 i eleştirdiği yazılarınıda. AGD yi eleştirdiği yazılarınıda. Yani bir SP li olarak SP nin içinde bulunan yanlışa yanlıştır arkadaş diyen biri SP liler hiç bir zaman kötülemez gerekirse tşk eder. Benim yaptığım gibi. Sen onu git sayın başbakana söyle sevsinler seni yazıklar olsunu daha unutmadık.

    sefai kahraman / 18-11-2008 13:19
    tekebbür
    Tekebbürün sözlük anlamı;kibirlenme,büyüklenme,kurum,azamet"miş..Siz hangisini seçersiniz?
    Bir başkasını büyüklenmekle suçlayan ve bu doğrultuda eleştiren birinin düştüğü garabete bakın!
    İyi ki Türkçeyi biliyorsunuz,ne yapardık siz ve sizin gibiler olmasaydı?!!!
    Yazık ediyorsunuz kendinize!
    Elalemi çok kitap okumuşluğunuzla,Türkçeyi çok iyi kullanıyor olmanızla(!),çok bilmişliğinizle dövmekten(!) zevk alıyor olmalısınız ki bu denli bir yazı yazma gereği duydunuz.Sahi sizin yazınızdan ben ne öğrenmiş oldum,söyler misiniz?

    rantisi / 18-11-2008 09:03
    ahmet bey
    sayın ahmet bey...Yanılmıyorsam aldığım izlenime göre siz bir saadet partilisniz.Ve genelde saadetçiler her zaman hoşlarına giden şeylerin yazılmasını ister.Hoşlarına gitmeyecek bir şeyler yazıldığı zaman bir yazar tarafından ve hemen ertesi gun saadetçilerin saldırısına maruz kalıyorlar.Ve siz yanılmıyorsam bu yazıda saadetçi ruhunuzun etkisinde kalarak böyle bir yazı yazma gereği duydunuz.Bir ünlem işaretinden çıktınız saadete geldiniz.Dilipakı bende sevmiyorum.ama keşke farklı bir şekilde eleştirseydiniz.Daha etkili olurdu.

    fethiyeli gazi / 17-11-2008 19:48
    oh be bir ben değilmişim.
    agzına saglık abi.şu dilipakı bir ben mi anlayamıyorum diye çok üzülüyordum.ve okumaktan köşe bucak kaçıyordum.harika bir analiz.nasılrahatladım bilemezsiniz..selametle..

    abdullah birisi / 17-11-2008 19:45
    ne güzel tarif
    sayın günener dilipak ı analiz ederken uslubunuzu tebrik ederim. ayrıca belirttiğiniz gibi dilipak saadet lideri sayın Kurtulmuş u hiç takip etmemiş gibi tavsiyelerde bulnuyor halbuki biraz gazete okusa tv lere baksa bakamıyorsa çevresine tenbih etse Kurtulmuş için yazılıp çizilenlere görüverecek sadece Bursa da saadet lideri için (köşe yazısı yazan gazeteci) bir günde otuzun üzerinde. Kurtulmuş yerel medyada onun üzerinde gazetede haber oldu. sizi tebrik ediyoruz yazılarınızdan dolayı

    Kartal baba / 17-11-2008 14:52
    Tebrik ederim
    MESELELERİ ANALİZ EDİŞ ŞEKLİNİZİ ÖTEDEN BERİ ÇOK BEĞENİYORUM.ERBAKAN HOCA DÜŞMANLIĞI İLE ALAKALI YAZINIZI ÇOK BEĞENMİŞTİM.BU DA ÇOK DOĞRU TESPİTLERLE DOLU.KİMSEDEN ÇEKİNMEDEN DOĞRULARI YAZMAYA DEVAM ETMENİZİ DİLİYORUM.HOŞÇAKALIN

    bekir öztürk / 17-11-2008 13:58
    ağzına sağlık
    ağzına yüreğine ve kalemine sağlık. bunu yıllardır anlatıyorum. bunlar alışkanlıklarına göre yaşayıp insanları kamplaşmaya sokan bir bilen olduklarını sanan islami çizginin yön verenleri sayılan kişiler. bunlara inanan ve onlara göre yön çizen az okumuş hatta hiç okumamış söylevlerle anlatımla akıllı kültürlü olduğunu sanan bir millet. ne yapacağız bilemiyorum. yıllarca eleştirdikleri insanların yerini bu camiada malesef alan tipler dilipak adı ama başka gayri bir paklığı olmayan insanları Allah ıslah eylesin

    Link Bankası