Haftanın Anketi
  • "Özür diliyorum" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Gereksiz ve yersiz
  • Önemli ve yerinde
Çok Okunan Yazılar
    Piyasalar
    $Usd Alış : 1.5465
    $Usd Satış : 1.5540
    £Euro Alış: : 2.1169
    £Euro Satış: : 2.1271
    Gazete 1. Sayfaları
    Ahmet N. Güvener
    20.11.2008

    Muhafazakar kesimin en ayırt edici özelliklerinden birisi de, karşılıksız sevmeye olan tuhaf eğilimidir. Duygusal ilişkilerinden, siyasal angajmanlarına kadar yayılan bir yelpazede karşılaşırız bu eğilimin yansımalarına. Hep iyi niyetle hareket eder, kaderciliğin farklı bir yorumuyla bakar hayata.

     

    İşin duygusal tarafı beni çok ilgilendirmiyor. Ancak, siyasal angajman kısmıyla fazlasıyla ilgiliyim. Zirâ işin bu tarafı, bir kafa yapısını çözümlemek için çok önemli. Muhafazakar kesim bu çözümlemeyi yapmadığı içindir ki, ölesiye bağlandığı liderlerin, hocaefendilerin, kanaat önderlerinin hiçbir hatasını görmedi yıllarca. Ve nice sonra, bağlanacak daha kudretli bir lider, hocaefendi ve kanaat önderi çıkınca, derhal takatten düşenlerin hatalarını sayıp dökmeye başlayarak  onları bir çırpıda omzundan atmayı ahlâk haline getirdi.

     

    Şu çok tartışılan Salih-Nursuna Memecan daveti aklıma getirdi bu muhafazakar ahlakı. Davetten sonra ortaya saçılıp dökülenler, muhafazakarların karşılıksız sevmek konusundaki derin yeteneğini ve sabrını bir kez daha ortaya koydu. Karşısında elini kolunu sallaya sallaya konuşan sarhoş Emre Aköz’e karşı Erdoğan’ın hoşgörüsünü duyunca, aynı hoşgörüyü neden Fehmi Koru’ya göstermediğini düşündüm derhal. Ya da, aynı davette şarap kadehleriyle başbakana akıl verenlere gösterilen anlayışın, kulağından tutulup Yeni Şafak’tan atılan Taşgetiren’e neden layık bulunmadığı işgal etti zihnimi.

     

    Neredeyse yedi yıldır gıklarını çıkarmadan yasağın kalkacağı günü bekleyen, sızlanmadan bekleyen başörtülü kadınların/kızların iyimserliği ile, “liberaller kararlarını gözden geçirirler ha!” tehdidiyle Erdoğan’a parmak sallayan köşe yazarlarının tavrını kıyasladım. 2005’ten bu yana AB’yi yeterince gündeme almadığı, müzakereleri savsakladığı iddiasıyla paylanan Ak Parti’ye yönelik eleştirilerin yanında, dindar kesimin sorunlarını yeterince ele almayan, her seferinde “Durun hele. Her şeyin zamanı var” diyen parti bürokratlarına karşı ses çıkarmayan muhafazakarların boyun eğmişliği ne kadar da ezik kalıyor, değil mi?

     

    Nedir peki bunun sebebi? Elbette ki, muhafazakarların karşılıksız sevmeye olan tuhaf eğilimi. Peki bu ahlaktan ne doğar? Bu ahlaktan yalnızca, haklarını alacakları güne bir türlü eremeyen geniş bir halk yığını ve yönetici elitle yakınlıkları dolayısıyla günbegün zenginleşmelerine kimsenin ses çıkarmadığı bir kaymak tabaka çıkacaktır. Başkasının kazandığı paraya kendisi kazanmış gibi sevinen, bazı talihli çevreler zenginleşirken neden kendisinin sürekli bir yoksulluğa mahkum olduğunu bir türlü sorgulamayan, zenginleşenlerin velinimeti olan siyasal elitleri en az o zenginler kadar seven  bu kalabalık muhafazakar kitleye ne yapmak düşer peki? Bu kitleye düşen, kat’i kurtuluşa erecekleri ve refahtan hak ettikleri payı alacakları güne kadar, “Beraber yürüdük biz bu yollarda” şarkısına el çırparak sabretmektir.

     



    Bu Yazı 2591 Kez Okunmuş
    Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Çağdaş Devrim Atasever / 04-12-2008 01:06
    viski
    bayım,

    Atatürkümüzde içerdi ne olmuş.İçmek mesele değil içmeden sulananlar ne olacak ? Kimisi içer bir şey olmaz kimisi içmeden sulanır.

    Bence Ataya saygı gösteriniz ve içki konusunu gündeme taşıyıp can dündarlık yapmayınız efendim

    İsmail kurt / 27-11-2008 20:05
    Teşekkürler
    Bu yazıdan dolayı sizi tebrik ediyorum.Benim içimden geçenleri adeta bu yazınızda okudum.AKP`YE OY veren güruha sesleniyorum UYANIN artık ALLAH rızası için!..Hiç birşey bilmiyorsanız AKP`Yİ destekleyen köçe yazarlarına ir bakın.Elinden şarap kadehi düşmeyen boş kafalar topluluğu..

    Link Bankası