Çok Okunan Haberler


    Çok Okunan Yazılar
      Gazete 1. Sayfaları
      Ahmet N. Güvener
      10.10.2008

      Saadet Partisi’nde nihayet hayat belirtileri görülmeye başlandı. Taban ve teşkilatlar tartışmaya başladı. Bu durum, Türk siyasetinin son 40 yılında var olmuş; dönem dönem siyasetini belirlemiş bir hareket için sevindirici.

       

      Elbette bu durum, Türkiye için de sevindirici. Bazı icraatlarını takdir etsek de Ak Parti iktidarı, Türkiye’nin gidişatında beklenen ölçüde başarılı olamadı. Bu kafayla ve kararsızlıkla başarılı olmaları da mümkün görünmüyor. Zaten Ak Parti’nin en büyük hedefi ve vaadi, Türkiye’yi normalleştirmekti. Bunu kısmen başardıklarını söyleyebiliriz. Ancak, 28 Şubat’ın dayattığı olağanüstü şartlardan çıkılmasını sağlamak genel bir başarı için tek başına yeterli olamaz. Normalleşme sağlandıktan sonra Türkiye’nin rotasına oturtulması da gerekir. Üstelik o normalleşmenin, iğreti olduğu da son Erdoğan-Doğan çatışmasında görüldü. “Ver-kurtul”, “doyur-sustur” politikalarına dayanan bir normalleşme, bu süreçte Ak Parti’nin başarısını ilan etmek için yeterli değildir.

       

      Bu eleştirileri yapan birisi olarak, Saadet Partisi’nin son yıllarda üzerine ölü toprağı serpilmiş gibi hareketsiz ve durgun olduğunu da belirtmem gerekir. Gelgelelim bazı Saadet Partililer, her nedense bu eleştirileri duymaktan hiç mi hiç hoşlanmıyorlar. Üst üste kaybedilen 3 seçimden sonra (2002-2004-2007) ve kaybedileceğine kesin gözüyle bakılan bir seçim öncesinde, hâlâ incir çekirdeğini doldurmayacak gerekçelerle tartışma eğiliminde olan taraftarları var Saadet Partisi’nin. Bunun en bâriz örneği, Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığı meselesi.

       

      Numan Kurtulmuş’un genel başkanlığı ihtimaline nasıl baktığımı bir kenara bırakayım şimdilik. Çünkü benim şu sıra asıl derdim, Numan Bey’in genel başkanlığına karşı çıkanların başvurduğu argümanlar. Bu argümanların kullanılışı ve Numan Bey’e yöneltilen eleştiriler, Saadet Partisi’nin neden büyük bir atılım yapamadığının göstergesi aynı zamanda.

       

      Ne deniyor bazılarınca: “Numan Kurtulmuş seçim sonrasında istifa edip gitti. Bu kaçaklıktır” Prof. Dr. Numan Kurtulmuş, başarısız bir seçim sonrasında partideki görevinden istifa etmiştir. Bu bir hata mıdır? Bazılarına göre evet, bazılarına göre hayır. Fakat bir an için, bunun siyasi bir hata olduğunu düşünelim. Peki Saadet Partisi’nde bugün yönetici konumunda olanların geçmişte hiçbir siyasi hatası olmamış mıdır? 1999 ve 2002 seçimlerinin hemen öncesinde girişilen “Küskünler Hareketi” operasyonları buz gibi de hatadır. Evet, o dönemde bu türden operasyonlar vasıtasıyla Erbakan Hoca’nın yasağını kaldıracak formüller aranmıştır. Ancak her iki operasyon da, önce Fazilet Partisi’nin, sonra da Saadet Partisi’nin oylarını aşağı çekmiştir.

       

      1999 seçimleri için Fazilet Partisi Genel Başkanı Recai Kutan İstanbul’da seçim bildirgesini ilan ederken, partinin başka temsilcileri Ankara’da Küskünler Hareketi ile işbirliği yapmaktaydı. Peki sizce bu siyasi bir hata değil midir? Evet, öyledir. Peki bu hatanın sorumluları ortaya çıkıp, “Bizler siyasi bir hata yaptık. Partimiz bu hatadan olumsuz etkilenmiştir. Bu durumda görevlerimizi, işi daha iyi yürütebilecek arkadaşlara devrediyoruz” demişler midir? Yahut, bugün Numan Bey’in siyasi hatasından söz edenler, neden aynı eleştirileri o dönemin sorumlularına yöneltmemektedirler?

       

      Yo hayır, bu tartışma üzerinden bazı isimlere yüklenmek istemiyorum. Bilakis, hatanın siyasette olduğunu söylüyorum. Kim çıkıp da, bugün Saadet Partisinde etkili vazifeler eden insanların hatasız olduğunu söyleyebilir? Yahut, bir kişinin hatalarının olması, yeteneklerini yok saymamızı gerektirir mi? Numan Bey’in 2002 seçimleri sonrasında partideki görevinden istifasının hata olup olmadığı tartışmaya açık bir konu. Ancak benim üzerinde durduğum bambaşka bir şey. Söylemeye çalıştığım, tıpkı gündelik hayatta olduğu gibi, siyasette de hataların olabileceğidir. Biz hatasız insan mı arıyoruz? Eğer amacımız bu ise, korkarım ki kimseyi bulamayacağız. Üstelik aslolan, geçmişe değil, şimdiye ve geleceğe bakmaktır.

       

      Numan Bey’i istifası üzerinden karalayanlara bir hususu da hatırlatmakta fayda var: Numan Bey istifa ederek başka bir partiye gitmemiştir. Numan Bey bir süre parti görevi almamıştır yalnızca. Milli Görüş’ü bölüp Ak Parti’yi kuran Abdüllatif Şener’e, “Acaba bize gelir mi?” diye umutla bakanlar, yıllar yılı Erbakan’a en ağır eleştirileri getiren Nihat Genç’e Erbakan’ı övdüğü bir konuşmasından sonra kucak açanlar, daha bir yıl önce Başbakan Erdoğan’ın teklifini elinin tersiyle iten ve on yılı aşkın süredir milletvekilliği, belediye başkanlığı ve bakanlık almadan hizmet etmiş Numan Kurtulmuş’a karşı neden bu kadar katı ve saldırganlar?

       

      Ben Numan Bey ile ilgili bu takdir hissimin, Mete Gündoğan için de geçerli olduğunu belirtmeliyim. Bence Mete Bey de, siyasi hayatının bundan sonraki bölümünde çok büyük hizmetler yapacak ve bu hizmetlerden Türkiye kazanacaktır. Hem Numan Bey’in, hem de Mete Bey’in bu tavırlarında erdemli bir taraf olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize, Numan Bey de, Mete Bey de, 1999 seçimlerinin milletvekili listeleri düzenlenirken, parti büyüklerinin karşısına geçip, “Bu Mir Dengir Mehmet Fırat denen adamı ne diye milletvekili yapıyorsunuz? Bu adam hem Millî Görüşçü değildir, hem de dindarane bir yaşantısı yoktur” dememişlerdir. Yeri gelmişken belirteyim, acaba Mir Dengir Mehmet Fırat’ın, eski Van milletvekili ve tarihi eser kaçakçısı Mustafa Bayram’ın milletvekili yapılması kararı siyasi hata mıdır, değil midir? Hatasız siyasetçi arayan bazı saldırgan arkadaşlar bu soruya cevap verirlerse çok sevineceğim.

       

      Özetin özeti şudur: Prof. Dr. Numan Kurtulmuş’un Saadet Partisi’ne genel başkan olacağı haberi bile, geniş kesimlerde yankı uyandırmıştır. Şehirli, medenî, akademik kariyeri parlak ve geniş kesimlerin saygınlığını kazanmış bir siyasetçi olarak Numan Bey’in bu türden bir etki uyandırması gayet tabiîdir. Numan Bey’in geçmişte yapıp ettiklerini bir kaçaklık olarak göstermeye çalışmak, hakkaniyeti çiğnemektir. Üstelik, “deli doktoru” diye alay ettikleri Prof. Dr. Mehmet Bekaroğlu’nun tanıklığıyla bu işe girişmek tümden faciadır. Bekaroğlu’nun Numan Bey hakkında fikirleri malum. Ancak, Bekaroğlu’nun kitabı üzerinden Numan Bey’e olmadık saldırıları yapanlar, aynı kitapta Oğuzhan Asiltürk ve partinin diğer ileri gelenlerine ne türden suçlamalar yapıldığına da dikkat etmelidirler. Bazılarının Numan Bey konusunda tanıklığını makbul saydıkları Mehmet Bekaroğlu’nun, Millî Görüş davasına 40 yıl hizmet etmiş ve her türlü sıkıntıya maruz kalmış Oğuzhan Asiltürk, Şevket Kazan başta olmak üzere Millî Görüş’ün önde gelen isimleri hakkında söylediklerini görmezden gelmeleri ahlakla bağdaşmaz. Üstelik şunu da belirtelim ki, Mehmet Bekaroğlu yeni bir siyasi hareket başlatmak için uzun zamandır çaba sarfederken, Numan Kurtulmuş Saadet Partisi için Türkiye’yi karış karış gezmektedir. Dayanağı çürük olanın, muhakemesinden netice çıkmaz.

       

      Prof. Dr. Numan Kurtulmuş Saadet Partisi’ne genel başkan olacak gibi görünüyor. Bu haber bile Saadet Partisi’ni ve Türkiye’nin makul çoğunluğunu hareketlendirmeye yetti. Bence artık kısır tartışmaların pençesinden kurtulup, Türkiye’yi asıl rotasına oturtmanın yoluna bakılmalıdır. Son 8 yıldır yapılanlarla varılan yer ortadadır. Durumdan memnun olup her ne vesileyle olursa olsun değişimden rahatsız olanlar varsa eğer, argümanlarını daha gerçekçi olarak ortaya koymalı, Numan Bey’in neden genel başkan olmaması gerektiğini Türkiye’nin somut gerçekleriyle izah etmelidirler. Belki ben de o zaman onlara hak veririm. Ama şimdilik gördüğüm, “kulis yapmak haramdır” sözünü kullana kullana bol bol kulis yapıldığı ve haksız bir saldırganlıkla hareket edildiğidir.

       



      Bu Yazı 3800 Kez Okunmuş
      Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
      m.mansur Söylemez / 28-10-2008 10:34
      Tebrikler
      kalemine sağlık ahmet abicim senin gibi cesur ve dürüst olaylara objektif bakan abilerimiz oldukca biz gençlerde daha azimle sarılıyoruz milli görüş bayragına. 26 ekimde, ankarada ,salladık iktidarın koltuğunu ,onu bunlarda hisseti ,zamanları az kaldı Allah`ın izniyle...

      n.mümine bucak / 13-10-2008 23:53
      bekle türkiye kurtuluşun geliyor
      müjdeler olsun numan kurtulmuş geliyor.....!!!!!!ÇARŞAMBA BASIN TOPLANTISINI TAKİP EDİN.bekleyin ve görün.numan kurtulmuşla yola devam...allahım çok sevinçliyim sanki zafer kazanmış sanki yüreği ferahlamış gibi teşekkürler hocam teşekkürler....gikin kesin kararı buymuş.çok mutluyum.allahım numan abimize itidal şuuru direnme adalet gücü ver onu nefsiyle başbaşa bırakma.doğruluktan ayırma ümmetin onu beklediğini unutturma.aşkımız sevdamızı azmimizi artır.ey ilahi başkanımıza güç ver amin amin amin

      murat demirkan / 13-10-2008 20:24
      Numan Kurtulmuş Türkiye kurtulmuş 3
      Cevabını yine ben vereyim Numan Kurtulmuş mudur?Hayır!Aslı dururken kopyası olması kuvvetle muhtemel bir genel başkanı neden seçelim.Madem böyle olacaktı 8 sene önce FP yi Abdullah Güle neden emanet etmedik.Artık şunu kabul etmeliyiz.Erbakan hoca bu ülkede müslümanlara sınıf atlatmıştır,ve bize şunu göstermiştir o koltukta hakkıyla oturupta değişmemek için çarkların arasında ezilmemek yok olmamak için ERBAKAN olmam gerek.Bu da olamayacağına göre bu ülkede milli görüşçü müslümanlar farklı metodlar üzerine yoğunlaşmalıdır diye düşünüyorum.

      murat demirkan / 13-10-2008 20:18
      Numan kurtulmuş Türkiye kurtulmuş 2
      Birde şu var.Tayyip bey in geçtiği yollardan Numan bey geçse idi nasıl bir portre çıkacaktı karşımıza.Şöyle ki,Numan bey çocuk yaşta bu mücadeleye atılsaydı,genç yaşta ilçe başkanı belediye başkan adayı,32 yaşında il başkanı,40 yaşında istanbul belediye başkanı olsaydı ve belediye başkanlığı döneminden itibaren dışardan küresel efendilerin vaad ve baskılarına maruz kalsaydı,içerden yağcı yalaka takımının sırt sıvazlamalarını yaşasaydı.Acaba karşımıza nasıl bir Numan Kurtulmuş çıkacaktı çok merak ediyorum.

      murat demirkan / 13-10-2008 20:13
      Numan Kurtulmuş Türkiye kurtulmuş.
      Hocanında dediği gibi Numan kurtulursa Türkideyede kurtulacaktır.Ama numan kurtulmuşmudur,sanmıyorum.Numan bey Tayyip beyden gerçekten farklımıdır veya farkını koruyabilecekmidir?Sanmıyorum.1999 yerel seçimlerinde il başkanlığının ve siyasi hayatının ilk dönemlerinde bütün ilçelerde ilk üç sıraya parti dışı yandaşlarını yazdıran Numan bey değilmidir.Hiç kimse Numan beyin makam mevkii hastalığı olmadığını iddia etmesin.Eğer ediyorsa ya tanımıyordur yada safdillik ediyordur.

      cahid öz / 13-10-2008 13:32
      neredesin ey ömer!...
      "hata yaparsan seni kılıçlarımızla doğrulturuz." dedikleri zaman sevinçten gözyaşı döken ömerler neredesiniz? şimdi herkes fitneci, herkes hain... işimizi doğru dürüst yapalım demek ne zamandan beri fitne çıkarmak oldu?.. amaaan boşverin... durduk yerde fitne çıkarma suçuyla suçlanacağına boşver gitsin cahit`ciğim... nasıl olsa kalplerde olan gerçekleri bilen bir Rabbimiz var. O BİZE YETER...

      asiyemeryem / 13-10-2008 10:38
      milli görüşten başka hiç bir oluşum bu ülkenin ve dünyanın yaralarına melhem olamaz
      milli görüş kadrolarında bu ülkeyi yönetecek çok kıymetli insanlar var.gazetemizde tam bu sıkıntılara cevap verebilecek nitlikte.medya desteğine gelince onlar da gün gelecek önümüzde eğilecekler.başkanlık mevzuuna gelince oraya kim layık ise hocam onu seçecektir.bu bizim için imtihan olsa dahi lidere sadakat görevimizdr.kimse fitne çıkarmaya çalışmasın.

      cahid öz / 12-10-2008 16:02
      bak sen
      böyle "cahid efendi", "ezbere konuşmak" gibi klasik aşağılama ifadeleri tipik tepkilerdir. gazete çıkaranların yediği haltlardan felan bahsetmedim. beni ilgilendirmez de. ne yazdığım, ne söylemek istediğim açık. niyet okumayalım da dertlerimize derman olalım. selamlar...

      Abdussamet binici / 10-10-2008 23:13
      Cahid oz e
      bende yillarca Milli gorus partilerine oy vermis ve elinden geldigince hicbir menfaat beklemeden calisan biri olarak cahid efendi ezbere konusuyorsun diyorum adam gibi gazete cikardigini ve bu gazeteleri milli gorusculere nasil pazarladiklarini ve o gazeteleri cikartanlarin ve o gazetelerin bedava avukatligini yapanlarin ne haltlar karistirdiklarini ben cok iyi biliyorum su mubarek cuma gunu actirma kutuyu soyletme kotuyu haydi ordan bre gafil sende .

      cahid öz / 10-10-2008 19:46
      ne yapmalı?
      saadet partili mücahidler, oğuzhan asiltürk beyi genel başkan yapsınlar; gelecek seçimde de %0.01 oy alsınlar. ondan sonra da cihada devam etsinler... on yıllık öğretmenim. SP`ye şu haliyle neden oy vereyim? SP hangi ekiple iktidara gelip türkiye`nin dertlerine derman olacak? doğru dürüst bir medya gücü bile olmayan, 30 senedir adam gibi bir gazete bile çıkaramayan kafa mı memleketi kurtaracak? bütün seçimlerde milli görüş partilerine oy vermiş biri olarak ben bile bunları yazıyorsam birileri bunun hesabını vermeli değil mi?

      Furkan TUNÇ / 10-10-2008 17:32
      GENEL BAŞKAN SEÇİYORUZ
      SAYIN AHMET BEY, BİZ BU KONGREDE, DAVAMIZIN GENEL BAŞKANINI SEÇECEĞİZ. MİLLETVEKİLİ,BELEDİYE BAŞKANI VEYA İL BAŞKANI SEÇMEYECEĞİZ. MİLLİ GÖRÜŞ PARTİSİNİN GENEL BAŞKANI HOCAMDAN BAĞIMSIZ HİÇ BİR ÇALIŞMA YAPMAMIŞ, HİÇ BİR KULİS FAALİYETİNE KATILMAMIŞ BİRİSİ OLMALI. HERKES ŞUNU İYİ BİLMELİ MİLLİ GÖRÜŞÇÜLER OLARAK BİZLER HOCAMIZA TAM MANASIYLA BAĞIMLIYIZ. TABİRİ CAİZSE, O ÖL DER BİZ ÖLÜRÜZ. ÇÜNKÜ HOCAM BİZİM HEM DİNİ HEMDE DÜNYEVİ LİDERİMİZDİR. HOCAMIZA BİR DEFA BİLE OLSA İHANET EDENLER GENEL BAŞKANLIK MAKAMINA LAYIK OLAMAZLAR. HOCAM NE DİYORSA O

      SPOR HABERLERİ
      Link Bankası