Haftanın Anketi
  • "Özür diliyorum" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Gereksiz ve yersiz
  • Önemli ve yerinde
Piyasalar
$Usd Alış : 1.5465
$Usd Satış : 1.5540
£Euro Alış: : 2.1169
£Euro Satış: : 2.1271
Gazete 1. Sayfaları
Ahmet N. Güvener
29.10.2008

Saadet Partisinin 26 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilen 3. Olağan Kongresi, pek çok bakımdan Millî Görüş tarihinde önemli bir yere sahiptir.  Şimdiden kestirmek zor olsa da, Saadet Partisi bu kongreden çeşitli açılardan etkilenecektir. Benim öngörülerim şunlardır:

 

Bu kongre ile psikolojik bir engel aşılmıştır. Millî Görüşçüler ilk kez gerçeklere karşı adım atılması gereğiyle yüzleştiklerini göstermişlerdir. Şu ana kadar, Millî Görüş’ün karşılaştığı güçlüğün geçici olduğu, bu sıkıntılı dönemlerin bir süre sonra biteceği beklentisiyle köklü değişikliklere girişmekten kaçınan Saadetliler, eski düzene ve günlere gitmenin artık imkansız olduğunu nihayet anlamışlardır.

 

Millî Görüş, tarihinde önemli bir dönüm noktasına gelmiştir. Her engellenişinde bir yolunu bulup inatla eski konumunu ele geçiren Erbakan Hoca için siyaset denizi artık bitmiştir. En verimli dönemi sayılabilecek olan son 10 yılını haksız bir “iç sürgün”de geçiren Erbakan Hoca, bundan sonra aktif politikanın içinde yer alamayacağını ilan etmiştir.

 

Genel Başkanlık görevini devralan Numan Kurtulmuş, artılarını örgüt kimliğine işleyebildiği ölçüde başarılı olacaktır. Numan Kurtulmuş’a bir süreden beri parti içinden yükselen eleştirilerin esastan çok usülle ve tarzıyla ilgili olduğu göz önüne alındığında, bunu kolayca gerçekleştirmesi mümkün görünmüyor. Hele de, Erbakan gibi karizmatik ve dominant bir liderin hemen yanıbaşında bunu teşkilatlara kabul ettirmesi için çok sabırlı ve çalışkan olması gerekiyor. Elbette aynı sabrı ve çabayı, Numan Bey’e üslûp olarak yakın duran ekibinin de gerçekleştirmesi gerekir.

 

Numan Bey’in medyanın önemini kavradığını öteden beri biliyoruz. Fakat Saadet Partisinin ilerletici gücünün medya desteğinde değil, teşkilat motivasyonunda olduğunu da özellikle akılda tutmak gerek. Teşkilatların ağırlığı hesaba katılmadan sırf medya desteğine ve tanınırlığa bel bağlanırsa, Numan Bey siyasette arzulanan açılımın adresi olamayabilir. Gerçi ortada, teşkilatlarını pasifleştirip tamamen medya gücüne dayanarak iktidarını yürüten bir Ak Parti örneği varsa da, durum Saadet Partisi için farklıdır. Saadet Partisi, Numan Kurtulmuş’un söyleminden de görüldüğü üzere ideolojik tavrı olan bir harekettir. O yüzden partizanlarını ikna edip kendisine bağlaması, Numan Bey’in önünde bir zorunluluk olarak durmaktadır.

 

Kongre sonrasında Numan Bey’e karşı büyük bir ilginin olduğu kesin. Teşkilatlar için de durum aynıdır. Fakat bazı muhaliflerinin hâlâ Numan Bey’e mesafeli baktıklarını da kabul etmek gerek. Uzaktan ve bazı muhaliflerinin ağzından Numan Bey’i tanıyan tabana bir an evvel gidilmesi zorunludur. Muhaliflerin ise neye muhalif oldukları iyice tahlil edilmelidir.

 

Genel Başkan değişikliğine sevinen kesim, oluşan GİK listesi karşısında şaşkına dönmüş. Bu liste üzerinden Numan Kurtulmuş’a, “Önemli olan genel başkanın kim olduğu değil, partinin yapısıdır” denilmek istendiği anlaşılıyor. Sıradan bir kurumun başına getirilen bir kişinin bile ilk yaptığı iş, uyumlu çalışabileceği kişileri çevresine almaktır. Oysa bu durum Numan Kurtulmuş için söz konusu değildir. Anlaşılan, vazonun kırılması tehlikesine karşılık böyle bir denge durumu oluşturulmuş. Ancak bu dengenin sahiden de uyumlulaştıran bir denge olup olmadığını zamanla göreceğiz. Fakat her hâlükârda, Erbakan’ın sorunları çözen bir merci olarak önemi devam etmektedir. Herhalde Numan Kurtulmuş’un siyaset hayatındaki en büyük sınavı şimdi başlıyor. Avantajlı taraf ise, Numan Kurtulmuş’un tarzına ve bazı yaklaşımlarına mesafeli duran muhalif kanat. Ilımlı ve sakin bir kişilik sergileyen Kurtulmuş bu engeli aşabilir mi? Bu daha çok muhalif görünenlerin tavrına bağlı. İsterlerse sistemi çarçabuk kilitleyebilirler. Ama bunu yapmaları, taban ve hareket bakımından çok olumsuz sonuçlar doğurur. Bekleyip göreceğiz.

 

Muhalifler her ne kadar GİK sonucunda biraz olsun rahatladılarsa da, genel olarak şaşkınlar. Ancak bu şaşkınlığı bir türlü tam olarak yansıtamıyorlar. Zirâ, öteden beri kullandıkları “O ne derse o” gibi yanlış bir mantıkla ellerini kollarını bağlamış durumdalar. Evet, bence “O ne derse o” mantığı yanlıştır. Eğer bugün, Numan Kurtulmuş’un genel başkan olmak bakımından yanlış bir isim olduğunu düşünüyorlarsa, buna karşı tepkilerini göstermeliydiler. Yok, Numan Bey son tahlilde kabul edilebilecek bir isim idiyse, niçin yakın geçmişte o denli ağır eleştirilerde bulundular? Bence burada bir çelişki var.

 

Numan Kurtulmuş’a yönelik ilginin büyüklüğü, Saadet Partisi için büyük bir avantaj. Ancak bu avantajın bazı riskler içerdiği de unutulmamalı. Numan Kurtulmuş’a yönelik ilginin farklı sebepleri var. Meselâ bir kesime göre Numan Kurtulmuş, Ak Parti’ye gerçek muhalefet sergileyecek tek alternatif. Bazı eski Ak Parti siyaset bürokratları için de Kurtulmuş önemli bir isim. Zirâ Ak Parti’den tasfiye edilen, Kutan liderliğindeki Saadet’e de yanaşmak istemeyen bu profesyonel siyasetçiler için Numan Kurtulmuş liderliğindeki bir Saadet yeni bir adres olabilir. Bir kez girenin bir daha çıkmak istemeyeceği TBMM, Kurtulmuş liderliğinde bu isimlere tekrar açılabilir mi? Sanırım, Ak Parti’den tasfiye edilen pek çok siyasetçinin zihninde bu soru var şu günlerde. Oysa, Saadet Partisini en güç günlerinde terk etmeyen ve aldatılmışlık duygusu hissedip fazlasıyla keskinleşen bazı Saadet Partililer için bu siyasetçileri de içerecek bir açılım, Numan Kurtulmuş’un liderliğine yönelik hayalkırıklıkları yaşatabilir. Gerçekten de kurulacak denge, ustaca hesapları gerektiriyor.

 

Numan Kurtulmuş’u bekleyen bir diğer güçlük de, klasik Millî Görüş söylemi ile Numan Kurtulmuş’un üslubundaki bariz farklar. Millî Görüş hareketinin de şu ana kadar üslubunda görülen sertlik ve istisna kabul etmeyen kutuplaştırarak tasnif etme anlayışı göz önüne alındığında, Numan Kurtulmuş’un çok ustaca taktikler izlemesi kaçınılmaz oluyor. Söz gelimi Numan Kurtulmuş ısrarla başka partilerin zaafları üzerinden siyaset yapmayacağını söylese de, Erbakan kongre konuşmasında: “Ya Millî Görüşçüsün, ya da işbirlikçi.” dedi. Numan Kurtulmuş’un Ak Parti iktidarına ve fikriyatına kökten karşı olduğu apaçık ortada ise de, bazı Millî Görüşçüler onun daha yumuşak üslubunu bir sapma sayabilirler. Açıkçası ben Numan Kurtulmuş’un bu çelişkileri nasıl bağdaştıracağını çok merak ediyorum. Bunu başarabilirse, herhalde Ak Parti’yi yıkılma sürecine sokacak bir sinerjiyi de yaratan kişi olacaktır.

 

Uzatılabilecek bir meselede belli başlıkları ele aldık. Ancak şurası kesin ki, eğer Saadet Partililer Ak Parti’yi eritmeyi ve sandıkta yenmeyi planlıyorlarsa, Numan Kurtulmuş’a kredi tanımak ve ona yardımcı olmak zorundadırlar. Düzeysiz ve Numan Kurtulmuş’un liderliğine katkıda bulunmayacak eleştirilerle yeni genel başkana hücum etmek, Numan Kurtulmuş ile birlikte Saadet Partisinin de sonu olur. Ak Parti’nin bu türden bir iç kavgaya ellerini ovuşturarak bakacağına kuşku yok.

 

Numan Kurtulmuş’u zorlu bir süreç bekliyor. Ancak, kendisine tanınan kredileri iyi değerlendirdiği, Millî Görüşü daha önce şâha kaldıran faktörleri hesaba kattığı sürece başarılı olması işten bile değil. Bunun içinse, geniş bir Anadolu turuna çıkması, tabanı rahatlatması ve kemikleştirmesi, yerel önderleri keşfetmesi, genç kuşağı öne çıkarması gerekiyor. Numan Kurtulmuş bunu yapabilir mi? Ben yapacağını düşünüyorum.

 



Bu Yazı 2969 Kez Okunmuş
Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
Gündüz Dündar / 01-11-2008 19:30
vatankerkuk
Evvela Arı Hareketi`nin Anap`la ilgisi yoktur. O başka yerlere bağlıdır ama konumuz bu değildir. Oyumu Mhp`ye verdim ve vereceğim ama Saadet Partisi`ne baktığımda Recai Kutan`ın "emanetçi" gibi görülmesi, Numan Kurtulmuş`la "emenet teslim edilmiştir" şekline gelmiştir. Yani artık Numan Bey inisiyatif almak zorundadır. Saadet tabanında Numan Bey`i uzun zamandır partinin başında görmek isteyenlerle mesafeli duranların olduğu aşikar. Bunları mümkn olduğu ölçüde yakınlaştırabilirse Saadet yeniden Türk siyasetinde yer tutmaya abaşlayacaktır.

Feyzullah Aydoğan / 30-10-2008 16:57
Sancı
Bu gibi yazıları önemsiyoruz çünkü büyüyen bir teşkilatın durumunu arz ediyor. Lakin hayırlı olacaktır. Bu görüşler teşkilat içinde de gündeme geliyor. Kimse SAADET i Akp nin akıbetiyle karıştırmasın(istikamaet açısından) Açılım yapılıyor atağa kalkılıyor tabiki manevralar olacak. Milli Görüş çerçevesinde kalınarak her türlü fırtınaya rahmetle bakarız. Akp 28 şubat sonrası doğdu, Milli görüş hep vardı var olacak inşaallah. Artık gülsün memleketim zamanıdır.

Özge Haksever / 30-10-2008 15:29
Sayın Güvener.
Şurası muhakkak ki bu topluluk AKP hareketi ile travma yaşamıştır.Tabiiki Erbakan dışında herkese şüpheyle bakacaktır.Hakkaniyetle düşünüldüğünde görev tam da zamanında Numan beye devredilmiştir.Önceki seçimde Yazık edilmemiştir.Birde hocanın sert muhalefeti var onuda şuna bağlıyorum.AKP nin çöküşü sonrası öyle bir enkazla karşılaşacağızki yeniden yapılanma için belkide kurtuluş savaşı gerekecek.Böyle bir ortamda milli görüşün kurucu güç olabilmesi için AKP den tamamen ayrıştırılması gerekiyordu Hocada bunu yapmıştır,iyide etmiştir.

Ali Cihan / 30-10-2008 15:10
SP`de Arı Hareketi neden yok? 2
(... devamı)
SP"nin bir düşünce kulübü, düşünce takımı, beyin takımı,vb -artık adı meşrebinize göre ne olursa- oluşturulması, Numan Beyefendi tarafından düşünülmüyor mu? PArtinin yakın, uzak (3, 5, 10 yıllık) stratejileri nelerdir? Ahlâk söyleminin içi nasıl doldurulacak? Bildiğiniz gibi toplumsal yapı hızla değişiyor. Fakat Osmanlıdan 1970`lere kadar aynı olan bu yapı, önce onar yıllık, beşer yıllık, şimdilerde ise nerdeyse yıldan yıla değişme trendine girdi. PArtide bu gelişmeleri okuyacak düşünürler var mı? Yoksa bu eksik nasıl kapatılaca?

Ali Cihan / 30-10-2008 14:59
Saadet`in Arı Hareketi Neden Yok?
Sayın Hocam,
Siyaseti yakından takip etdiğinize göre, bir dönemlerinin ARI Hareketi, ve şimdinin CHP`sinin bir PM`si olduğunu bilirsiniz. O ARI Hareketi elân vardır amma velakin ANAP ile bir bağı var mıdır bilmem. PM de elân faaldir. Bunlar, gayet iyi bildiğiniz gibi düşünce üretirler, konuşurlar, ederler falan filan... PArti ileri gelenleri de bunları belirli aralıklarla dinler, tefekkür ederler. Avrupa Yakası`nın Adanalı "Dilber Hala"sının deyişiyle; "ben ortaya korum lafımı, isteyen alır geder, istemeyen almaz". Saadet`in bir ...

Abdussamet binici / 29-10-2008 18:29
Ak patili defolular
Ahmet bey kardesim bu kongre atilim ve acilim icin saadet simdi siloganiyla yapildi yani bu su demek gun gormemis saflikta ve tazelelikte yeni elemanlar milletvekili olacak yoksa Ak partinin defolu yasli vekil musvetteleri degil.

ebu talha / 29-10-2008 11:14
???
o ne diyorsa o sadakat ve güveni sizi neden rahatsız ediyor anlamıyorum.sonuçta istemediğimiz bir isimde olsa istişare ile alınmış bir karar ise göreve getirilen bizim başkanımızdır.biz itirazımızı istişare sonuçlanana kadar gönlümüzde yer tuttuk.ama istişare ve o onu işaret ettiyse numan abi bizim başkanımızdır.bu sadakat ve teşkilat anlayışı gücünüze gitmesin.lütfen fitneyi körükleyici yazıları kaleme almayın.vesselam.

Link Bankası