Haftanın Anketi
  • "Özür diliyorum" kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
  • Gereksiz ve yersiz
  • Önemli ve yerinde
Çok Okunan Yazılar
    Piyasalar
    $Usd Alış : 1.5465
    $Usd Satış : 1.5540
    £Euro Alış: : 2.1169
    £Euro Satış: : 2.1271
    Gazete 1. Sayfaları
    Ahmet N. Güvener
    19.09.2008

    Uzun uzadıya yazmaya ne hacet. Boyut Haber’de yayımlanan birkaç yazımızda değindik bu konuya. Ama bazı başlıkları tekrarda sakınca yok.

     

    Deniz Feneri vak’ası patlak verdiği günden bu yana hep aynı şeyi söylüyoruz. Deniz Feneri skandalı ve benzeri hadiseler, iyi niyetlerle harekete geçmiş insanlar üzerinden kurulan bir sultayı ifşa etmektedir. Bu sulta, doğrudan bir irtikap olmadığı hallerde bile, dolaylı bir suistimali göstermektedir.

     

    Deniz Feneri skandalı, Kanal 7’nin işleyişinden ve mantığından farklı düşünülemez. Kanal 7 defteri bugün biraz biraz öne çıksa da, aslında İslami camiada öteden beri bir tartışma konusudur. Kanal 7 gibi, iyi niyetli insanların hizmet maksadıyla vücuda getirdiği bir kurumu, bu türden tartışmaların odağına yerleştiren süreci iyi tahlil etmek lâzım. Nasıl oldu da, hayra hizmet maksadıyla kurulan bu televizyon, bir süre sonra Dilberay’ların, Latif Doğan’ların, Mahmut Tuncer’lerin cirit attığı bir orta direk gazinosuna döndü? Ve bundan memnun olan kaç kişi var?

     

    Bir ara bu konunun kapağını aralar gibi oldu. Meselâ Zekeriya Karaman ve bir diğer yöneticinin milyon dolarlık değeri olan villalarda nasıl oturabildiğini sordu 8sütun. Elbette cevap gelmedi ve o cesur soruların içeren dosyanın kapağı kaldırılamadı.

     

    Bugünkü kavga, ne kavgasıdır? Başbakan Erdoğan ile basın patronu Aydın Doğan’ın güç çatışması. Nereden çıktı peki bu kavga? Aydın Doğan gazetelerinin Deniz Feneri ile ilgili yayınlarına karşılık Başbakan Erdoğan’ın verdiği sert tepkiden. O halde, Deniz Feneri-Hilton kavgası diyebiliriz buna.

     

    Yazı konusu olan Ahmet Hakan’a dönelim. Apaçık bir biçimde Deniz Feneri ile bağlantılı bu konuda, Kanal 7’nin eski kudretli isimlerinden birisi olarak neden bildiklerini açıklamıyor Ahmet Hakan? Ve yine neden Ahmet Hakan, Suna Vidinli’nin kulağına giden sözleri üzerinden ahlâk kavgası çıkaracağına, “Evet arkadaş, ben Kanal 7’de iken de bu türden söylentiler duymuştum” ya da “Hayır, Alman savcı yanılıyor, Kanal 7’de kesinlikle bu türden hadiseler olmamıştır” demiyor?

     

    Kanal 7’ye ve İslamcı köşe yazarlarının mahfillerine uzak bir kimse olarak ben bile Deniz Feneri’nde olan bitenle ilgili olarak pek çok şey duymuş bir kimseyim. Bu denli uzak bir mesafeden ben bile bunları duyarken, Ahmet Hakan neden Deniz Feneri ile alakalı tek satır yazmaz, bir çift söz söylemez. Sükût ikrardan gelir. Yoksa Ahmet Hakan’ın suskunluğu, “Evet, bunlar oldu. Deniz Feneri ve Kanal 7 arasındaki ilişkide şaibeli kimi noktalar vardı” anlamına mı geliyor?

     

    Tabi bir de şu husus var: Malum, hukuk sistemlerinde itirafçılık mekanizması vardır. Acaba Ahmet Hakan, bir yandan Hürriyettekilere Deniz Feneri ile ilgili bilgi verirken, diğer yandan onlara, “Aman n’olur beni işin dışında tutun” mu diyor? Kanal 7’nin her yöneticisine uzanan Hürriyet okları, neden Ahmet Hakan’ı bir türlü bulmuyor? Yıllar yılı Kanal 7’de en çok sözü geçen isimlerden birisi olan Ahmet Hakan, bu kadar büyük ve kapsamlı iddiaların dışında nasıl kalabiliyor? Ahmet Hakan “Coşmuş” manşetleri atan Doğan gazeteleri, Zahid Akman’dan Zekeriya Karaman’a bütün Kanal 7 yöneticilerine hücum ederken, neden bir türlü Ahmet Hakan’a değen bir ok görmüyoruz? Yoksa Ahmet Hakan`ın bir anlaşması mı var?

     

    Çok basit bir soru soruyoruz: Söylentilerde iddia edildiği gibi, Ahmet Hakan da, Deniz Feneri’nden maaş almış mıdır, almamış mıdır? Tabi bir de şu saldırganlık meselesi var. Ahmet Hakan’ın son günlerdeki yazılarını alıp okuyun. Öfke dozajı, sinir nöbetine dönmüş vaziyette. Hırs ve kinle vuruyor. Bu öfke çok tanıdık aslında. 28 Şubat’ın karanlık günlerinde, Kanal 7’yi hedef alan Doğan medyasına ve Doğan’a karşı nasıl saldırıyor idiyse Ahmet Hakan, şimdi de Doğan adına Erdoğan’a kusuyor öfkesini. Bunun adına fikir namusu diyen adamın fazla bön olması gerekir. Ortada fikir namusu, hele hele özgür basın talebi falan yok.

     

    Şu an olup biten, basit duygularla girişilen bir meydan kavgasıdır yalnızca. Ahmet Hakan da, yeni patronuna ve ekmeğine çalışmaktadır. Ama, Ahmet Hakan’ın son günlerdeki öfke nöbetlerine bakıp, işin para ve çıkar kısmı da gözler önüne serilince, Merhum Akif’in Tevfik Fikret için söylediği mısraları biraz değiştirerek Ahmet Hakan’a söylemekten geri duramıyoruz:

     

    Bir gün Doğan’a söver, yarın biraz bol para ver

     

    Hiç utanmaz Doğan’a silahşörlük eder

     



    Bu Yazı 2589 Kez Okunmuş
    Yorumlar Toplam Yorum Yapılmış
    Bu Yazı İçin Henüz Yorum Yapılmamış
    Link Bankası