|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında -4
İzlenim 2274 |
|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında-3
İzlenim 2052 |
|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında-2
İzlenim 2047 |
|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında
İzlenim 2118 |
|
|
Rayyan Onbinler Tarafından Uğurlandı
İzlenim 2458 |
|
|
Bombanın düştüğü an ve `şahadet` sesleri
İzlenim 2632 |
|
|
İSRAİL SALDIRISI
İzlenim 2611 |
|
|
Güllerin Efendisi
İzlenim 2356 |
|
|
Kanuni :)
İzlenim 2648 |
|
|
Gariplere Müjdeler olsun
İzlenim 2470 |
| $Usd Alış | : | 1.5465 |
| $Usd Satış | : | 1.5540 |
| £Euro Alış: | : | 2.1169 |
| £Euro Satış: | : | 2.1271 |
Can sıkıcı bir konudan bahsetmeye başlamış ve bir sürü olumsuzluğun ve sahtekarlığın müsebbiplerinin nasıl şişine şişine kahramanlar gibi arz-ı endam ettiğini sıralamıştık. Ne yazık ki durum, saydıklarımızın sahtelikleriyle sınırlı değil. Ülkede sahteleşen ve ayağa düşen vatanseverliğin örnekleri arasında herhalde şu sayacaklarım da kesinlikle vardır:
Akademisyen bilim üretmek için sıkmıyor kendini, bilim hırsızlığı, sağdan soldan apartma işler ve siyasi yakınlıklarla kadro alıyor, maaş alıyor sonra göğsünü gere gere bilmem neci olarak dolaşıyor. Üniversitelerin yöneticileri “yahu biz bu ülke için ne yapıyoruz ne katıyoruz, ne değer yaratıyoruz diye sormuyor bile”, bilmem nereye çelenk koymaya, gösteriye yürüyüşe demeç vermeye en önden koşuyor. Tanıdıklarını, küçük üniversitelerde akrabayı taallükatını toptan akademisyen yapıyor.
Siyasetçiler yalan söylüyor, devletin imkanlarını oy kazanmak için sağa sola peşkeş çekiyor, tabela üniversiteleri kuruyor, oralarda hiçbir şey öğretilmediği gibi insanların zamanı, parası ve umutları çalınıyor. Ülkede işe yaramaz üniversite mezunları kol geziyor, meslek bilmeyen adamlar sadece üniversite mezunu olduğu için en yüksek parayı istiyor. Adaleti seslendirmesi gerekenler şahsi hesapları dolayısıyla susuyor, korktuklarından makamlarını kirletiyor. İnsanlar daha çok çalmak ve kitabına uygun çalmak için siyasete giriyor; siyasete her giren daha çok zengin olarak ayrılıyor bu işten. Doğruluktan dürüstlükten bahsedip zırlayanlarda ellerine geçen ilk fırsatta yemeğe başlıyor, siyasi bağlantılar kurmak için türlü taklalar atıyor, üç beş kuruş daha fazla para için tesirli adamların kapılarında it gibi bekliyor. Cemaat, tarikat, dernek, vakıf, kurumsal bağlar hep hak etmeden yemenin aracı olarak kullanılıyor. Hatta bazıları vatanseverlikte daha aşırıya gidiyor ülkeye gizli olarak hakim olmak için vatansever (!) örgütler kuruyor, orada el altından kendileriyle birlikte olanlarla ülkeyi bölüşüyor, etin en güzel kısmını yemeğe uğraşıyor; bir de bunu marifet kabul ediyor.
Ve…ülkede kimse ben vatansever değilim, ben milliyetçi değilim, ben dinsizim imansızım demiyor; aksine kime sorarsanız aksi yönde sesler yükseliyor. O zaman sanırım bir sorun var.
Sorun bu ülkede insanların içten içe soysuzlaşmasıdır. Bu soysuzlaşma ideolojik ve siyasi taraf tanımaksızın ülke geneline hakim olmaktadır. Ülkeyi ayakta tutanlar alın teri ve ülke sevgisiyle her gün küçük küçük değerler yaratanlar, akıntıya karşı duranlar, çalmayı, yalan söylemeyi, iltiması, rüşveti, hak etmediğine el sürmeyi şerefsizlik kabul edenlerdir. Ancak onların ürettikleri bu ülkedeki milyonlarca sığırın tüketme isteğini karşılayabilecek düzeyde değildir. Bentlerinin ardında kaynaşan milyonlarca kudurmuş insanın taşkınlıkları önünde durabilecek kadar çok değildirler. Bir çoğu bu değerleri farkında olmadan atalarından kalan bir iç güdüyle savunmaktadır. Bir çoğu ezilerek ve horlanarak yaşamakta, bir çoğu maddi imkansızlıklarla boğuşmakta, bir çoğu ise yaşamlarını sürekli çetin bir savaş vererek, doğruyu kahramanca çevresinde temsil ederek, kınından çıkmış asil bir kılıç gibi yaşayarak geçirmektedir. Onlar bu ülkeyi ayakta tutan değerlerin son temsilcileridir. Onlar bir zamanlar 3 kıtada at süren, fetih yapan, dünyaya adalet ülküsü vazeden kayıp kuşağın bilinçsiz temsilcileridir. Nihayetinde yok olacak olsalar da doğruluk ve adalet meşalesini hala taşıyanlar, şu görece kısa yaşamın eğilip bükülmeye değmeyeceğinin, ne kadar zengin olursan ol, bir öğünde bir kerede yiyebileceğinin pek fazla değişmeyeceğini ve ölmek vakti gelince o ana kadar yaşadığın zevklerin hiçbir anlam ifade etmeyeceğinin bilincinde olanlardır .Onlar ön cephede savaşanlar ve karşılık beklemeyenlerdir. Onlar yürekleri zayıf olmayanlar ve sonuna kadar doğrularıyla yaşayabilen son çağın kahramanlardır. Kalkanları ellerinde ve adalet kılıcını son nefeslerine kadar ellerinden düşürmeden ölürken başlarının üzerinde yalnız güneşi selamlayacak olan ruh aristokratlarıdır.
Bunların dışındakilerin, zengin ya da fakir, eğitimli ya da cahil, şu ya da bu ideolojinin, o ya da bu dinin ya da felsefi görüşün temsilcisi olsalar da dünya üzerinde kalabalık yaratan, tüketen, sorun çıkaran niteliksiz sürüden bir farkı yoktur. Daha en basit meselelerde, kendi içinde, şahsi hanesinde, ferdi yaşamında adaletli, doğru, dürüst olmayı başaramayan, daha doğrusu başarmak için en ufak bir çaba göstermeyen sürünün vatanseverlik nutukları atmaya, hiçbir şey katmadıkları vatana sahip çıkmaya, makam mevki işgal edip pişkince geviş getirmeye hakkı yoktur.
Bu ülke için iyi bir şeyler yapmak istiyor isek: ciddiyetle, dürüstlükle ve durmaksızın çalışacağız, çalışacağız, çalışacağız. Adaletle hükmedeceğiz. Nereden geldiğimizi bilecek ve nereye gideceğimizi çok iyi tayin edeceğiz. Her günümüz bir önceki günümüzden daha verimli geçmelidir.
Aksi halde bir gün yalandan da olsa sevdiğimizi söyleyebileceğimiz bir vatandan mahrum bırakılabiliriz.