|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında -4
İzlenim 2274 |
|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında-3
İzlenim 2052 |
|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında-2
İzlenim 2047 |
|
|
İsrail ve Filistin büyükelçileri canlı yayında
İzlenim 2118 |
|
|
Rayyan Onbinler Tarafından Uğurlandı
İzlenim 2458 |
|
|
Bombanın düştüğü an ve `şahadet` sesleri
İzlenim 2632 |
|
|
İSRAİL SALDIRISI
İzlenim 2611 |
|
|
Güllerin Efendisi
İzlenim 2356 |
|
|
Kanuni :)
İzlenim 2648 |
|
|
Gariplere Müjdeler olsun
İzlenim 2470 |
| $Usd Alış | : | 1.5465 |
| $Usd Satış | : | 1.5540 |
| £Euro Alış: | : | 2.1169 |
| £Euro Satış: | : | 2.1271 |
Eh, kamuoyu baskısına karşı direnemedim ve sonunda Mustafa filmine ben de gittim.
Nasıl gitmeyeyim?...
Okuyucularım maille, öğrencilerim ders aralarında, dostlarım telefonla soruyorlar filmle ilgili kanaatlerimi.
Sonunda gittim…
Elbette, verdiğim paraya acımadım; nihayetinde, memleket kültürüne paramla, karınca kararınca bir katkıda bulunmuş oldum.
Paraya acımadım da, harcadığım 2 saate acıdım…
Belgesel film açlığı giderilmemiş bir ülkede, böylesine sıradan bir filmin gündeme oturmasına da şaşırmadım doğrusu.
Filmin baş ve sonundaki, resim tablosundan insan çıkması sahnesi, pek çok seyirci için orijinal gelebilir ama Akira Kurosawa seyircileri için hiç de orijinal değildir. 1990 yılında, Kurosawa’nın Düşleri filminin Van Gogh kısmında kullanılan bir tekniktir bu. Üstelik, ekin tarlası ve kargalarıyla… Sadece, Van Gogh’un tarlaları sarıdır; Can Dündar’ınki yeşil.
Film hakkında yapılan eleştiriler, sigara ve içkiye odaklanmasına rağmen; yani bu konuda kamuoyu olarak uyarılmış olmamıza rağmen, film boyunca, bu hususlar hiç dikkatimi çekmedi.
Çünkü ben başka şeyler peşindeydim.
Ne çocuk Ahmet’in cesedinin köpeklerce parçalanması etkiledi beni ve ne de Atatürk’ün yalnızlığının vurgulanması.
Ben isterdim ki, daha çok belge-fotoğraf, yazı ve benzeri malzeme olsun ve bunlar, en ince ayrıntısına kadar belgeselci estetiği ve zihniyetiyle işlenip sorgulansın. Ama ne gezer!...
Meselâ gösterilen fotoğraflardan çoğu “konuşturulmamış” ve etkili belgesel tekniğiyle verilmemiş. Pek çok fotoğrafta, Atatürk’ün dışındakilerin kim olduklarına ve daha sonraki veya önceki dönemlerde bunların Atatürk’le ilişkilerinin hangi mecralarda seyrettiğine hiç temas edilmemiş. Yani fotoğraflar, ham fotoğraf olarak kalmış.
Belgesi çok az olan ve kullanılan malzemeleri, belgesel film işleme tekniği açısından son derece zayıf bir filmdi seyrettiğim.
Filmde tek beğendiğim sahne, Atatürk’ün alfabeyi marş halinde besteletip ahçı, bahçıvan, bekçi gibi görevlilere, Üngör piyanosu eşliğinde, koro halinde söyletmesiydi.
Atatürk’ün medreseleri kapatmasını, küçükken Mustafa’yı döven öğretmenden alınmış bir intikam gibi sunmak ise, bırakın pedagojiyi, insanlığa bile sığmayacak bir yorumdur.
Bizi hayal kırıklığına uğrattın Can Dündar; bize 2 saat borçlusun.