Haftanın Anketi
Piyasalar
Döviz
Alış
Satış
Dolar :
1.2310
1.2369
Euro :
1.9407
1.9300
Gazete 1. Sayfaları
Hava Durumu
Güncel
Yazar Dr. Arslan Tekin'in, BOYUT HABER yazarı Prof. Dr. Namık AÇIKGÖZ'ün katıldığı Ceviz Kabuğu programı ve malum mes'ele 68 Kuşağı hakkındaki analizi...
. - 14 / 05 / 2008 14:27


 

Deniz Gezmiş bir komünistti. Neden reddediliyor? Bunu ben bir suçlama olarak söylemiyorum. İnsan inandığı ideolojinin adıyla iftihar eder. Komünistler de iftihar etmişlerdir. Utanacaklar, reddedeceklerse neden o akımın içinde olsunlar ki… Önce bunu tespit edelim.

Bir 68 kuşağıdır gidiyor. Bu tabiri hiç sevmem. Yazılarımda kullandığımı da hatırlamıyorum. İfadedeki maksat başka… Bu dönemde halkı kışkırtıp proleterya diktotaryası kurmak için ihtilâl yapmak isteyenler, halkın reaksiyonunu çok iyi bildikleri için lâfı evirip çevirirler ve başka yöne çekerler… Öyle bir çekiş ki, Atatürk’ü tamamlamak istediklerini iddia ederler. Tutunacakları bir dal Atatürk kalmıştır çünkü… Vatanseverlik demezler, Yurtseverlik derler. Önceleri millî demokratik devrim derlerken, bu ifade fazla “millî”ye kaçtığı ve milliyetçiliği tedaî ettirdiği için artık vazgeçmişler ulusal harekette karar kılmışlardır. Bu ulusalcılığın da cılkını çıkarmışlar, kırk parçaya bölünmüşlerdir. Hiçbiri Türk bayrağı taşımazlar ve barağın yanından geçmezlerken; son zamanlarda bazıları bayrakçı olup çıktılar.

Konu ayrı…

Sözü DTCF’li arkadaşımız Prof. Dr. Namık Açıkgöz’e getireceğim.

Belki uykusuz kalıp gece Hulki Cevizoğlu’nun programını seyredenleriniz olmuştur. 03.00 sularında Prof. Dr. Namık Açıkgöz, H. Cevizoğlu’na bir e-posta gönderdi ve Deniz Gezmiş methiyesine dur, dedi.

Programı başından seyretmemiştim. H.Cevizoğlu’nun karşısına alıp konuşturduğu kişi 6 Mayıs 1972’de, Türkiye’de Marxist-Leninist düzen kurmak için silahlı harekete giriştiği (Şimdi yutturmak istedikleri gibi bağımsızlık meselesi, Atatürkçülük meselesi değil kesinlikle.) için idam edilen Deniz Gezmiş’in ağabeyini konuşturuyor… Ailesine, Namık’ın söylediği gibi, bir şey diyemeyiz. Ateş düştüğü yeri yakıyor. Bu ayrı… Ağabeyi elbette kardeşine toz kondurmayacak… Yücelttikçe yüceltecek…

Bu yüceltmeye H. Cevizoğlu’nun katılması, övgünün dozunu kaçıranları telefonlara bağlaması çok şaşırtıcıydı.

Yine Namık’ın dediği gibi neredeyse evliya ilân edecekler.

(Parantez açayım: Geçen gün bir kanalda rast geldim: Avukatı Halit Çelenk konuşuyordu. D. Gezmiş darağacına çıkarken dört noktayı belirtmiş ve biri Marxist olduğunu… Yine belirteyim, Halit Çelenk söylemiştir: İdam edilmeden önce üçü de imamın telkinini istememişlerdir. Ağabeyi, mezarlıkta, babalarının isteğiyle asılanların cenaze namazı kılındığını belirtmiştir.)

Yıllarca bu D. Gezmiş ve arkadaşlarının kutsanmasını çok yadırgadım. Çok kişi tesirinde… Yeni yetişenler, neler yaşandığını bilmeden basın-yayın organlarında D. Gezmiş ve arkadaşlarının romantik devrimciliği anlatıldıkça etkileniyorlar ve özeniyorlar. İflas etmiş, Türk insanının fıtratıyla hiçbir zaman bağdaşmayacağı gibi, tarihin en büyük insanlık suçunun işlendiği rejimin özentisi hâline getiriliyorlar.

Hulki Cevizoğlu bile bile buna âlet olmuştur.

Namık Açıkgöz’e tavrı da çok çirkindir. Eski gazetemde sütun paylaştığım Hulki Cevizoğlu hakiki yüzünü böylece göstermiş oluyor. Mücadelesinin hiçbir manası olmadığı da açığa çıkıyor.

Namık Açıkgöz’ü tanımıyormuş… Takma isim bile olacağını düşünmüş herhâlde… Namık açıkça telefonunu yazınca tereddüdü gitti adamın. Telefonda da yazdıklarının arkasında olduğunu gösterdi. Namık’ın yazdıklarına ben de imzamı atarım.

Hulki Cevizoğlu, aynı gazetede benim köşeme göz atsaydı Namık Açıkgöz’ün ismine birkaç defa tesadüf ederdi.

 D. Gezmiş ve arkadaşları neredeyse en büyük milliyetçiler.

(PKK’nın sitelerinde kaç gündür D. Gezmiş ağıdı düzülüyor, D. Gezmiş edebiyatı yapılıyor. H. Cevizoğlu samimiyetle PKK’ya karşı ama PKK sitelerindeki bu D. Gezmiş edebiyatını te’vil etmeye kalkıştı.)

Ben DTCF’li arkadaşlara Dil-Tarihin mücadele tarihi yazılmalıdır, demiştim. PKK’yı kuranlar D. Gezmiş gibilerinin arkasından gidenlerdir. Biz fakültede bu tiplerle mücadele ettik. PKK’nın çekirdek kadrosu da bizim dönemdendir. Kim biliyor acaba bunları? Dönem arkadaşlarımız bu kişileri çok yakından tanırlar.

Bir yerde yine yazdım: Kemal Pir meselâ… Cemil Bayık meselâ, Ali Rıza Altın meselâ… Başkaları da vardır belki… Bunlar karşı karşıya geldiğimiz solcu militanlardı, PKK sonradan çıktı ve oraya katıldılar.

Kemal Pir’in Güneydoğu’yla ilgisi yoktu. Orduluydu ve solun öğrenci temsilciliğine adaylığını koydurmuşlardı. Bizde ise Harun Çakır adaydı. Sol oy çokluğunu sağlayamayacağı için fakülteye gelmedi. Kemal Pir’in babası oğlunun aramak için fakülteye gelmişti. Yürek burkan sözleri aklımda hâlâ… Oğlunun komünist olduğuna şaşıyordu…. Onu Kur’ân kursuna gönderdiğini söylüyordu. Ayrıntıları Dr. Bahattin Ergezer iyi bilir. Asıl o konuşmuştu babasıyla fakülte önünde. Sonra ne oldu?… Kemal Pir PKK uğruna kendisini Diyarbakır hapishanesinde yaktı.

Bir üniversiteye giriş imtihanı sırasında, arkadaşlarla fakültenin önündeydik… Sol gelemiyordu. Bildiri de dağıtıyorduk. Sonra bir grup ana cadde önündeki o zaman açıktı, demir kapılar yoktu, girişe geldiler… Kavga başlayacak diye beklerken birden silâhlarını çektiler… Belki 10-15 silâh havaya dikildi… Takır takır saydırıyorlar… Tam karşılarındaydık eğer üzerimize saydırsalardı, belki 15-20 kişi sapır sapır dökülecekti… İçlerinde hayal meyal Cemil Bayık’ı, Rıza Altın’ı hatırlıyorum… Onlar Sıhhıye köprüsüne doğru var güçleriyle kaçtılar. Arkalarından gidildi, bir kişi köprü altında yaralanmıştı.  Onlardan mıydı, yoldan geçenlerden miydi, şimdi aklımda değil…

Hulki Cevizoğlu, programda gazetecilik yapmadı, D. Gezmiş ve gibilerinin, alınmasın ama meddahlığını yaptı… Bu meddahlık şu andaki duruşuna terstir, bunu nasıl bilemiyor, asıl akıl edemiyor anlamak mümkün değildir.

D. Gezmiş’in dava arkadaşı, sonra vuruldu, Cihan Alptekin’in ağabeyi telefonla programa katıldı. Öyle övgüler düzdü ki kardeşine ve yoldaşlarına şaşırıp kalırsınız. “Kesinlikle komünist değildi” diyor emekli öğretmen ağabeyi. Bunca okumuş, gün görmüş bir insan kardeşinin ne için eline silâh aldığını bilmez mi!

Hâdiseleri saptırmayalım… Namık’ın dediği gibi kimi Rusçu, kimi Çinci, kimi bilmem neciydi… Hiçbiri Türk tarafında değildi… Çocuktular, kandırıldılar havalarına da girmeyelim… Asılıp asılmamaları meselesi ayrı… Dönemin savcısı Baki Tuğ, avukatları isteselerdi, onları kurtarabilirlerdi, meseleyi getirip Marxist-Leninist düzene dayadılar, mealinde sözler sarf etmişti bir tarihte…

Gazetecilik açısından da Hulki Cevizoğlu’nun tavrı kabul edilemezdi.  Ders verdiğim zamana denk gelseydi, H. Cevizoğlu’nun Namık Açıkgöz’e karşı son derece tarafgir ve yok sayıcı tavrının gazeteciliği necilik haline getirdiğine en güzel örnek olarak anlatırdım öğrencilerime.

Atatürkçülüğe, bağımsızlıkçılığa yamayıp romantik devrimci diye yutturulmak istenen D. Gezmiş ve gibilerin neyi savunduklarını ağababaları eski Türkiye Komünist Partili Mihri Belli’okuyalım. M. Belli hatıralarında D.Gezmiş’e bir bölüm de ayırmıştır… Birkaç cümle sadece:

”Tozdan dumandan fermanın okunmadığı günlere doğru hızla ilerliyorduk. Herkes gibi o da (D. Gezmiş’i kastediyor A.T.) Bir yıl önce cebinde taşıdığı kitap Leninizmin İlkleri’ydi. Son görüşmelerimizden birinde cebinden Marigella’nın Şehir Gerillası adlı kitabını çıkardı. ‘Yaman bir adam’, dedi; ‘Okurken hep seni düşündüm o da Komünist Partisi’nin oportünist çizgisine karşı çıkmış, sonra şehir gerillacılığında karar kılmış.”

Böyle anlatıp duruyor Mihri Belli…

Meselenin adını koyalım: D. Gezmiş ve arkadaşları komünist hareketlerin içinde idi. Rusçu veya Çinci olup olmamaları hiç önemli değil… Adına Millî Demokratik Devrim de deseler amaç komünist bir rejimdi. Her komünist rejimde, D. Gezmiş ve arkadaşları iktidar olsalardı,  her komünist ülkede olduğu gibi ülkemizde de belki milyonlarca insan asılacak, kurşuna dizilecek, hapishaneye atılacaktı. Rusya yanıbaşımızdaydı ve iştahası kabarıktı.

H. Cevizoğlu’nun Namık Açıkgöz’e özür borcu vardır.

Yorumlar ( Toplam: 4 yorum)
1 19/05/2008 23:56 - seda çetin yazmış: Deniz koydum adını....
öncelikle özlem çelik arkadaşım,sana sonuna kadar katılıyorum.´Deniz Gezmiş bir efsane değil,gerçeğin ta kendisidir.Bizim insanımız kulaktan dolma fikirleri başkasına satmaya öyle alışmış ki,en iyi örneğini yukardaki yazıda görüyoruz.Neymiş romantik devrimcilikmiş,neyniş bağımsızlık meselesiymiş Atatürkçülük değilmiş!evet bağımsızlık mücadelesiydi;ama senin anladığn,o kürt halkının bağımsızlığı değildi!o Türkiyede yaşayan herkesin,ne yazıkki senin bile,bağımsızlığı için mücadele etti ve devrim şehidi oldu
2 19/05/2008 23:56 - özlem çelik yazmış: Romantik devrimmiş!!! pehhh
romantik devrim he çok komik bi yaklaşım bu.. onlar marksizme ve leninzme inanıyor olabilirlerdi ama bu sadece bi ideolojiydi.. onların insani yanlarını ortaya çıkaran bir fikirdi.. hayat felsefesiydi.. bu arada onların dini yönü sadece onlar ile Allah arasında birşeydir..bunun yorumunu yapmak kimseye düşmez.. evet onları seviyorum ve sonsuz bir saygı duyuyorum..uğruna öldükleri davaları aslında hepimizindi, anlayamadınız ve anlayamayacaksınız. En büyük düşman cehalettir diye boşuna dememişler...
3 19/05/2008 18:00 - hüseyin kutsal yazmış: kör insanlar
o zmn o mucadeleyı yapan ınsanların haklılık derecelerı bugun yobazlastırılmaya ataturku sılemeye calısılan ulkemızde acıkca gorulmektedr.o cocuklar efsanedır evlıyadır en onemlısı vatan dostlarıdır nerdeyse degıl coktan kabul ettık zaten bunları bugun ıktıdarında amerıkanında pkk nında ve sızın gıbılerınde emellerı aynıdır ama ne yazıkkı su an da karsınızda kımse yok satın yakın asın kesın meydan sızın ama gonuller denızın huseyının yusufun ATATÜRKÜN arın arabılırmısınız kalplerımızden...
4 18/05/2008 23:56 - ozlem ceik yazmış: deniz gezmiş bir efsane değil gerçeğin ta kendisidir..
ben adı geçen programı başından sonuna kadar seyrettim ve sn. Namık Açıkgöz´ün konuşmalarına da şahit oldum.. gönderdiği mailde ben burdayım diye bağırırken(mecazen) telefonla bağlanıldığında neden geri adım attı önce bunu öğrenmek istiyorum.. ikincisi deniz gezmiş kesinlikle bir efsane değil.. o gerçeğin ta kendisi..bir dava benimsememiş uğruna ölümü göze almamaış biri olarak bence fazla iddialı bir yazıydı..çünkü onları anlaması imkansızdı.. bence sn. Namık Açıkgöz´ün özür dilemesi lazım..
GAZETE YAZARLARI
Ali Bulaç
Zaman
İki manzara
Ali Bayramoğlu
Yeni Şafak
Bir gün utanacaksınız
Ertuğrul Özkök
Hürriyet
Zenci, elit, baron ve istilacı
Nazlı Ilıcak
Sabah
İki tez çarpışıyor
İsmet Berkan
Radikal
Bu eziyete gerek var mı?
Taha Akyol
Milliyet
Kaba benzetmeler
Mahir Kaynak
Star
Teorisiz pratik
Mehmet Altan
Star
Dağbaşı
Emre Aköz
Sabah
Tasfiye niye gerekli?
Kürşat Bumin
Yeni Şafak
Neler oluyor?
A. Turan Alkan
Zaman
Dikkatsizlik utandırır
Perihan Mağden
Radikal
Ordu Kışlaya
Şahin Alpay
Zaman
Ankara, Ankara'ya karşı
Haluk Şahin
Radikal
CHP'nin heba ettiği fırsat