

Taraf gazetesi yazarı Alper Görmüş dün kaleme aldığı yazısını ‘Ama şimdi öğreniyoruz ki, herkes her şeyi biliyormuş’ diyerek bitiriyordu.
Ergenekon soruşturması bağlamında ortaya çıkan darbe söylentileri hakkında yazılar yazanları ele alan Görmüş, daha önce başında bulunduğu Nokta dergisinin yayınladığı ‘Günlükler’de ortaya çıkanların bazı gazetecilere sürpriz gelmediğini, onların bazı yazılarında bunu açıkça söylediklerini yazmış.
Doğrusu, okuduklarımdan hayli şaşırmış durumdayım. Ben bütün meslektaşlarımızın hayatının az çok benimkine benzediğini düşünüyordum.
Ama görüyorum ki; benim dışımda hemen hepsinin hayatı hayli heyecanlı geçiyormuş.
Gizli kaynaklarla yapılan gizli görüşmeler, heyecanlı bağlantılar ve okuması bile heyecanlandıran bilgilere ulaşmaktaki kolaylık beni hem şaşırttı hem de kıskandırdı.
Ev ile iş arasında kısıtlı ve yazı yaşamının yalnızlığında geçen bir hayatın bizim meslekte istisna olduğunu gördüm.
Anladım ki; ben hem sıkıcıyım hem de hayli bilgisizim. Sadece açıkça olan bitene bakmakla ve onlara anlam yüklemeye çalışmakla yetiniyorum. Oysa hayatı heyecanlı geçen bazı arkadaşlar çok daha derin bilgiye sahipler ve üstelik bunu da okuyuculardan uzunca bir süredir saklamışlar.
Katıldığı bir televizyon programında Mehmet Altan, Ankara gazetecileri ile hafiften dalga geçti. Bence o da benim gibi onları kıskanmıştır. Onlar bizim gibi cahil değil. Sadece oluşmakta olan tarihi izlemekle yetinmiyor, aktif olarak tarihin de oluşmasına katkıda bulunuyorlar.
Çok fazla bağlantıları bulunan ve bilgileri haddinden fazla olan gazetecilerin var olması bizim için bir şans. Yoksa iş benim gibi insanlara kalsa, sadece haberi aktarmakla kalacağız. Haberin altındaki gizli gerçeği kimse göremeyecek.
Yazımı Alper Görmüş’ün yazısının son cümlesiyle bitireyim: ‘Umarız meslektaşlarımız bir daha bu kadar uzun aralar vermez, fikri takiplerini okurlardan esirgemezler.’